Trump ve Ulusal Güvenlik Stratejisi..

Abdullah Muradoğlu

Abdullah Muradoğlu

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi "Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi" bölümü mezunu. 15 yıldan uzun zamandır basın camiasının içinde yer aldı. 1997 yılından bu yana Yeni Şafak Gazetesi Haber Merkezi'nde özel haberler, dizi yazıları, araştırma yazıları, röportajlar, tarih sayfaları ve köşe yazıları yazdı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2004 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri Röportaj Dalı'nda ödüle layık görüldü. Biyografi alanında dört kitap yayınladı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli görevler üstlendi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan “Ulusal Güvenlik Stratejisi” kapsam ve hedefleri bakımından tartışılıyor tartışılmasına ama ortaya çıkan metin herkesi mutlu etmiş gibi görünmüyor. Amerikalı analizciler, metnin “Küreselciler” ile “Önce Amerika” diyen “Ulusalcılar”ın tezlerinin idare-i maslahat kabilinden bir uzlaştırılması olarak görüyorlar. Trump, Stratejiyi açıkladığı konuşmasında bile metinden uzaklaştı ve birçok konuda çelişkili ibareler kullandı. Kimse Trump’ın strateji belgesine tam olarak bağlı kalacağını düşünmüyor. Öyle ki Amerikalı yorumcular, Trump’ın bu strateji belgesini okuduğundan bile emin değiller.

Ana akım siyasi elitler Ulusal Güvenlik Danışmanlığına General H.R. McMaster’ın, Savunma Bakanlığı’na General James Mattis’in, Beyaz Saray’ın idaresine ise General John Kelly’nin getirilmesini, Trump’ın içgüdüleriyle hareket etmesini ve ortalığı dağıtmasını engelleyici rol oynayacakları gerekçesiyle olumlu karşılamışlardı. Ulusal Güvenlik Strateji belgesi Trump’ın- ekonomik korumacılık ve iklim değişikliği karşıtlığı gibi- bazı isteklerini karşılıyor görünüyor. Ancak metnin bütününe Trump’ın damga vurduğu söylenemez. Bazı yorumcular metnin Trump’ın “Önce Amerika” söylemini yansıttığı gerekçesiyle “Küçük Amerika’ya hoş geldiniz” deseler de durum o kadar net değil. ‘ABD müdahaleciliği’ ve ‘Amerikan İstisnaîliği’ yine kendini gösteriyor. Metinde adı belirtilmemiş bir ‘küreselcilik’ gözleniyor. Trump yönetiminin ilk birkaç ayında “Küreselciler” ve “Ulusalcılar” arasında yeni Amerikan stratejisini belirlemek konusunda ciddi bir savaş yaşandığını da hatırlatalım.

Trump’ın Beyaz Saray’daki eski danışmanlarından Sebastian Gorka yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin ‘tecrit’ ve ‘enternasyonalizm’ arasındaki boşluğu dolduracağını söylemişti. Gorka, yeni Amerikan stratejisine ‘politik doğruluğun’ egemen olmayacağını da savunmuştu. Buna göre ‘Trump Amerikası’ evrensel değerleri değil ‘ulusal çıkarları’ önceleyecekti. Metinde sözde politik doğruluk dışlanmış değil ama soyut genellemeler olarak yer alıyor.

“Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi(CNAS)’” Başkanı Richard Fontaine’nin de belirttiği gibi, Ulusal güvenlik stratejileri, geleneksel “strateji” niteliklerinden yoksundurlar. Fontaine’e göre strateji metinleri arzu edilen amaçları ifade etmezler, sadece bu amaçlara ulaşmak için gerekli adımları dile getirirler veya bu adımları gerçekleştirmek için gerekli kaynakları tanımlarlar. Bu metinler amaçlara açıkça öncelik vermezler. Aksine, hedefler geniş ve soyut olma eğilimi taşırlar. Bu belgeler genellikle detaylı eylem planlarından yoksundurlar. Ulusal Güvenlik Strateji belgeleri hükümetlerin eylemlerine bir mantık giydirme eğilimi taşırlar. Genellemelerin hakim olduğu bu tür belgeler retorik olarak da uzun bir konuşmaya benzerler.

Bir diğer mesele de, kamuya açık ulusal güvenlik strateji belgelerinin ne kadar gerçeği ifade ettikleri. Nitekim, “Exeter Üniversitesi”nde Stratejik Araştırmalar Profesörü olan Patrick Porter, “War on The Rocks” da 22 Aralık’ta yayınlanan yazısında herkesin görebileceği şekilde yayımlanmış stratejilerde doğal olarak ‘anti-stratejik’ bir şey olduğunu dile getiriyor. Porter, tarihte çoğu büyük stratejilerin gizli olduğunu belirterek, “devletlerin güvenlik için yarıştığı ve beklenmedik durumlara tepki göstermelerini gerekli kıldığı bir dünyada, bir dereceye kadar stratejji gizlenmeli” diyordu. Yani, kamuoyuna açık strateji metinleri gerçek hedefleri belirtmek konusunda esnek olmalılar. Hakikatte de devletler gerçek niyetlerini ifşa etmezler. Asıl strateji, herkese gösterilmeyendir, gizlenendir. Devletler, diğer devletlerin niyetlerine vakıf olabilmek için dünya kadar para harcıyorlar. Bunu da bilelim.

Bir Cevap Yazın

*