“Vefa” ile “vefat” kelimeleri aynı köktendir

İlkokul öğretmenimi bile her sene birkaç defa telefonla arayarak hal ve hatırını sormaya devam ettim.

İlmine, irfanına, ihlasına hayran olduğum hocalarımdan birini Türkiye’nin ne güzel yerlerinden bir ilçeyi gezdirirken “Emin ol, Tv5 teki Tefsir derslerini dinledikçe seninle iftihar ediyorum” dediğinde ben de ona “Hocam, Tv 5 te dinlediğin senin yankındır” demiştim.

Yalnız hocalarımıza değil, Allah’ın bütün kullarına ve bütün yarattıklarına saygılı davranmaya ve kimseye hava atmamaya dikkat edelim.

Buyurun, Şeyh Sadi Şirazi’inin Gülistan’ından bir hikaye dinleyelim:

“Birisi pehlivanlıkta birincilik kazanmıştı.

Bu ilimde 360 ağır oyun bilir ve her gün birisiyle güreş tutardı.

Birçok öğrencisi vardı. İçlerinden birisini gönlü sevdi, ona 359 oyun öğretti, geriye kalan bir oyun için öğrencisi: “Usta onu da öğretsene” dedikçe peki peki diye atlatırdı.

Çocuk sanatta, kuvvette son dereceyi buldu, karşısına kimse çıkamaz, zoruna kimse dayanamazdı.

Nihayet o dereceyi buldu ki, bir gün padişahın huzurunda: “Ustam büyüğümdür, üzerimde hakkı var. Bu iki noktadan dolayı fazileti haizdir. Benden üstündür, yoksa kuvvette ondan aşağı değilim, sanatta da ona dengim” dedi.

Çocuğun bu terbiyesizliği padişahın hoşuna gitmedi. “Ustan ile güreşmelisin” emrini verdi.

Geniş̧ bir meydan tâyin ettiler, devlet erkânı, saltanat âyanı, meşhur pehlivanlar oraya toplandılar.

Çocuk meydana bir sarhoş fil gibi geldi. Öyle bir dehşetle geldi ki eğer karşısındaki demir dağ olsaydı, yerinden koparırdı. Ustası anladı ki genç çırak kuvvetçe ondan üstündür; ondan saklamış ona öğretmemiş̧ olduğu oyun ile ona sarıldı. Çocuk o oyunu bilmiyordu. Nihayet usta onu iki eli ile kaldırdı, başından yukarıya götürdü ve yere vurdu.

Orada mevcut insanlardan bir gürültüdür koptu.

Padişah emretti, ustaya bir hil’at giydirdiler, bahşişler verdiler, çocuğu ise azarladı, kınadı: “Seni yetiştiren ustana vefasızlık ettin. Onu yenmeğe kalkıştın, onu da başaramadın” dedi.

Çocuk: “Padişahım, ustam beni zor ile kuvvet ile yıkmadı, belki benden esirgemiş olduğu bir oyun ile yıktı” dedi.

Ustası cevap verdi: Evet o oyunu böyle bir gün için saklıyordum. Hükema demişler ki: Dostuna o kadar kuvvet verme ki sana düşman olacak olursa seni mağlup edemesin.

Büyüğü ile mücadeleye kalkışan küçük öyle yere serilir ki, bir daha kalkamaz.

Kendi beslediği kimseden cefa gören adamın ne dediğini duymadın mı?

“Vefa” denilen şey ya esasen bu âlemde yoktur, kuru bir adı vardır; yahut bu zamanlarda vefa eden kimse yoktur.

Benden ok atmayı öğrenen bir kimse yoktur ki sonunda beni nişan almasın.”

“Vefa” ile Vefat” aynı köktendir.

Bir Cevap Yazın

*