Urumçi’den Gelen Mektup: Bir Uygur Profesörün Pişmanlığı

20 Mayıs 2017/Urumçi

Aziz Milletim Beni Affet !

Elimde kalem, masada bilgisayar pişmanlığımı yazmak için oturuyorum. Yazacağım araştırma tezi değil. Belki iki yüzlülüğümün itirafı. Bu gece yazımı bitirip yarın sabah üniversite yönetimine teslim etmez isem profesörlüğüm ve maaşım elimden gidecek. Komünist partiden kovulacağım. Dahası ellerim kelepçelenip karanlık zindanlara atılabilirim. Bütün bunlar tek benle bitmiyor, 30 senedir hastalık çeken sevgili karımı, canımın parçası olan çocuklarımı vetorunlarımı kaybedebilirim. Gardiyanların ayakları altında itin gününü göreceğim.

Ne kadar korkunç…. Ben gerçekten Komünist Parti’ye, Çin halkına iki yüzlülük mü ettim? Ben bir nankör müyüm? Hayır. Hayatımda hiçbir zaman komünist partiye iki yüzlülük etmeyi aklımdan bile geçirmedim. Ama neden beni iki yüzlülük suçu ile itiraf mektubu yazmaya zorluyor?

Düşünün! Hayatını çinlilerin halatı üzerinde korku ve ihtiyatla yürüyen biri gibi geçinen profesör!! Ben düşüne düşüne sonunda kendimin gerçekten bir iki yüzlü bir adam olduğumu fark ettim. Ben gerçekten iki yüzlü bir adamım. Hayatım boyunca kendi milletime iki yüzlülük yaparak yaşadım.

Ben bir hukuk profesörü olarak, öğrencilerime kendi milletimin yasalardaki hakları hakkında hiç bahsetmedim. Hatta bu konu hakkında soru soranları azarladım. Öğrencilerime bu işleri fazla kurcalamayın diye nasihatte bulundum.

Babam öldü, annem öldü. Cemaat camide cenaze namazı kılarken, ben onlarla bir safta durmadan cami önünde bekledim.

Benim ders yaptığım sınıftan polisler ellerine kelepçeler takarak öğrencilerimi aldığında, bu çocukların ne suçu var, ellerinizde tutuklama kararı var mı diye sormaya cesaret edemedim. Fakülte idaresi tutuklanan öğrencilerde bölücülük düşüncesi var dediğinde ben sınıftaki diğer öğrencilere aynısını söyledim. Öğrencilerden bazıları tutuklanan arkadaşlarımızın yasaya aykırı suçu hakkında net bir delil var mı diye sorduğunda yüce partimiz, emniyet güçlerimiz yanlış bir şey yapmaz diye cevap verdim.

Bir oğlumu eğitim alması için yurt dışına gönderdim. Orada Çinliler nazarında bölücü olarak bilinen insanlar ile görüşmemesi için onu sürekli uyardım.

Çin devlet adamları o ülkeye ziyaret için gittiğinde oğlumu arayarak Çinli vatandaşlarla beraber eline Çin bayrağı alıp karşılamaya git dedim. Oğlum oradaki Uygurlardan her türlü hakareti duymasına rağmen dediğimi yaptı.

Ben Türkiye’ye gezmek için gittim. Üniversitede aynı sınıfta eğitim aldığım arkadaşım da ordaydı. Onunla canımın çok istediği halde görüşmedim. Dahası başkalarını bile soramadım. Beraberimdekilere İstanbul’da tanımadığınız Uygurlara hiçbir şey demeyin soru sorsalar bile cevap vermeyin dedim.

İstanbul’un Aksaray semtinde bir binaya ay yıldızlı gök bayrak asılıydı, bizlere rehberlik yapan Uygur genç bakınız , o bizim özgür olduğumuz zaman kullanacağımız bayrak diyerek bayrağı gösterdi. Herkes baktı. Bayrağı görünce gözlerimden yaş geldi. Bunu fark eden biri niye ağlıyorsunuz diye sordu. O bayrağı oradan alıp, yırtıp yere atamadığım için ağlıyorum dedim.

Bu senelik doppa (Uygur kültürüne ait başlık) bayramı yaklaşınca öğrencilerim hocam, bu bayram hepimiz milli kıyafetimiz olan doppa giyelim. Aynı zamanda kızlar etles , erkekler kanvay gömlek giyerek bayramı kutlasınlar istiyoruz. Siz de daha önceden bir kere olsa bile doppa giyerek bizimle olmadınız. Bu bayramda doppa giyerek bizimle beraber olun. Hatıra fotoğrafı çekeriz ne derseniz? Hayatımda ilk defa başıma doppa, üstüme kanvay gömlek giyerek öğrencilerimle beraber bayram geçirdim. Onlar çok memnun kaldılar ve “hocam milli kıyafetlerimiz size çok yakışıyormuş” dediler. Ben de o anki heyecanla ben Uygurum, Uygur olduğumdan gurur duyuyorum. Sizler de gurur duyun! diye farkına varmadan bu cümleleri ağzımdan kaçırmışım. İşte bu yüzden ikiyüzlü oldum.

İtiraf mektubu yazıyorum. Ben gerçekten ikiyüzlü bir adamım. Peki kime ikiyüzlülük yaptım? Anne-babama, kendi halkıma, kendi milletime, kendi tarihime, kendi medeniyetime ikiyüzlülük yapan bir adamım ben.

Hukuk okudum, bir hukuk profesörü olarak halkımı kendi haklarıyla korumayı bilmedim. Yasayı kendi halkımın bileklerine takılacak olan kelepçe olarak kullanmaya sebep olan ikiyüzlü adamım ben. Hayatım boyunca Çinliler için çalıştım ve Çinli olmak istedim. Ama yine olamadım. Onların gönlünü kazanayım dedim kazanamadım. Bütün bunlara rağmen onlar bana ikiyüzlü dediler. Gururumu yerle bir ettiler. Zaten bende gurur diye bir şey yoktu. Kendi gururumu kendim ayaklar altına alan bir profesörüm ben.

Ben kendimin kendi memleketimde ‘köle’ yerinde konulduğumu fark ettiğimde iş işten çoktan geçmişti ve kendimi ölümü bekleyip yatan gereksiz biri olduğumu hissettim.

Mahalledeki hemşerim, kebapçı usta göz önüme geliyor. O , her seferinde oradan geçtiğimde beni çağırır ve ellerimden tutup bana kebap ısmarlardı. O, hocam siz bizim gururumuzsunuz diye benden para almıyordu. Üstelik şu köşedeki samsacı, hocam şu sıcak sıcak samsalardan bir iki tane yiyin diyordu. O da siz milletimizin yüzünü nurlandıracak adamsınız diye para almıyordu benden. 20 sene şu kebapçı ve samsacı gibi alt tabakalardaki insanlar bana yüksek saygı gösterdi. Beni başlarında gezdirdiler. Ama ben ne yaptım? Bana saygı gösterenlere değil, bana zülüm edenlere saygı duydum.

Düşündüm ki ,bende onlar kadar gurur yok imiş. Onları kimse ikiyüzlü diye soruşturma yapmıyor. Niye? Çünkü onlar kendi helal gücüyle kazanıyor. Urumçi’den kovulurlarsa Kaşgar ve Hotende yine alın teriyle yaşamlarını sürdürebilirler.

Ya ben? Ben maaşımı kaybedersem sokaktaki köpekten farkım kalmıyor. Korktum… Maaşımı kaybetmekten korktum. Sokaktaki it olmayayım diye hayatım boyunca korku içinde yaşadım. Ama boynu bağlanmış bir it olduğumu fark etmeden kara bir yüzle yaşadım. Pişmanım.. Halkım için bir profesör değil de onları zehirleyen biri olduğum için çok pişmanım.

Her şeyi affeden yüce halkım! Benim gibi vefasız evladınızıda affedin!!! Benim sizlere yaptığım bu ikiyüzlülüğü affedin! Ben bana zülüm edenlerden değil, mazlum olan halkımdan özür dilerim. Halkımın yüzüne bakacak kadar yüzüm yok. Şerefsizce yaşamaktan şerefli olarak ölsem daha iyi. Halkım ben öldükten sonra, bu günahkar ruhumu bağrına basarsa, benim ikiyüzlülüğümü affederse , öteki aleme rahat giderim.

Elveda aziz, vefakar, mazlum milletim.

Bir Cevap Yazın

*