Türkiye’deki Suriyeli çocukların eğitimi üzerine

MEB Hayat Boyu Eğitim Genel Müdürü Ali Rıza Altunel ile ülkemizdeki Suriyeli çocukların eğitimi ile ilgili görüştük

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Eğitim Genel Müdürü Ali Rıza Altunel ile, Suriye’deki iç savaş nedeniyle ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli çocukların eğitimi üzerine bir görüşme gerçekleştirdik.

Ali Rıza bey öncelikle bizimle bu röportajı yapmayı kabul ettiniz çok teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz. Nasılsınız?

Hoş bulduk, teşekkür ediyorum

Suriye ülke olarak çok zor bir süreçten geçiyor. Bu süreç içinde en büyük sıkıntıyı da çocuklar çekiyor. Çocuklar için en önemli ihtiyaç da eğitim. Son dönemde Suriye’li çocuklarla ilgili kayıp kuşak diye bir terim ortaya çıktı.

Suriye’li çocukların %70’e yakınının eğitim görmediği söyleniyor. Bu önemli bir sayı. Türkiye bu konuda kendi sınırları içindeki Suriye’li çocuklarla ilgili büyük adımlar attı. Türk okullarındaki çocukların sayısının geçen yıla göre iki katına çıktığını biliyoruz.

Siz kayıp kuşak terimine katılıyor musunuz? Türkiye’nin bu konudaki gayretlerini anlatabilir misiniz?

Suriye meselesi gündeme gelince Rahmetli Necmettin Erbakan hocamızın bir ifadesini hatırlamamak mümkün değil; Söz konusu Suriye olunca söz konusu aynı zamanda Türkiye de demektir demişti. Biz Suriye meselesine aynı zamanda Türkiye meselesi olarak bakıyoruz.

Öncelikle bunu ifade etmek istiyorum. Sizin az önce bahsettiğiniz rakamlar 2015-2016 eğitim öğretim yılı için geçerli cari rakamlardı. Ancak özellikle 2016-2017 eğitim öğretim yılı için biz geçtiğimiz yazdan itibaren ciddi manada bir kısım tedbirler aldık. Aldığımız bu tedbirler sayesinde, bugün itibariyle Suriyeli yavrularımızın yüzde 57’si eğitim öğretimine devam ediyor.

Bu konuyu biraz daha açmamız gerekirse. Biz de geçici eğitim merkezleri dediğimiz mekanlarımız var. Ayrıca bir de kendi okullarımıza kaydettiğimiz öğrencilerimiz var. Kendi okullarımıza kaydettiğimiz öğrencilerimizin sayısı 161 bini geçti ve bu sayı her geçen gün artıyor. Yani yaklaşık yüzde 30’u bizim kendi okullarımızda, doğrudan diğer Türk öğrencilerle, yani akranlarıyla beraber aynı sınıflarda eğitim görüyorlar.

Bunun yanında az önce zikrettiğim ikinci bir sistemimiz daha var. Geçici eğitim merkezleri ki bunlardan Türkiye çapında 425 tane mevcut. 23 İle yayılmış bu geçici eğitim merkezlerinde de 329 bin tane Suriyeli evladımız eğitimine, öğretimine devam ediyor. Böylece toplamda 492 bine yakın öğrenci bugün fiilen bizim Türk Milli Eğitim sistemimiz içinde eğitimine devam etmiş oluyor. Bu da yaklaşık yüzde 57’lik bir rakama tekabül ediyor.

Ama burada şunu ifade etmek durumundayım; Bu yüzde 57’nin yani rakamın yüzde 57’de kalmasının çok önemli bir gerekçesi daha var. Sizlerin de malumu olduğu üzere Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin kahir ekseriyeti kuzey Suriye’den gelen kardeşlerimiz. Yine malumunuz üzere Suriye’de lise eğitimi zorunlu eğitim sistemine dahil değil. Dolayısıyla özellikle ortaokulu bitiren yavrularımız ben okulu bitirdim deyip bir an önce ailesine ekonomik anlamda katkı sağlamak için iş hayatına girmeye çalışıyorlar. Türkiye’de lise eğitimi artık zorunlu eğitim konseptinde bulunmasına rağmen Suriyeli kardeşlerimiz bunu henüz tam manasıyla anlayabilmiş değiller.

Bu durumun bana göre bir başka önemli ve bir o kadar da üzücü bir tarafı daha var ki o da, özellikle Suriyeli genç kızlarımız çocuk denecek yaşta evlilik yaparak eğitim öğretimden de kopuyorlar.
Bu noktada gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim. İlkokul düzeyinde yani birinci dört dediğimiz düzeyde Suriyeliler arasındaki okullulaştırma oranımız yüzde 90’larda. Ortaokulda bu oran yüzde 67’lere doğru geriliyor. Liseye gelince bu yüzde 15’lere yüzde 17’lere doğru düşüyor maalesef. Evet özellikle şu son 5 yıl içinde yaklaşık 250-300 bin Suriyeli yavrumuz eğitim çağının dışına çıkmış vaziyette. Bunların çoğu da maalesef eğitim öğretim imkanına erişemeden bu çağın dışına çıkmış durumdalar. Burada sizlerin aracılığıyla o müjdeyi de vermek istiyorum. Bizim açık öğretim okullarımız var. Geçmişte bir şekilde okuma yazma öğrenememiş ve diploma alma fırsatı bulamayan yavrularımız için açık öğretim ortaokulu, açık öğretim lisesi, açık öğretim meslek lisesi ve açık öğretim imam hatip lisesi programlarımız var. Buralara gelip kaydolacak olurlarsa da biz onlara aynı zamanda bu kurumlarımızda da eğitim yapabilme imkanı tanırız.

Biz bu evlatlarımızın kayıp nesil olarak bir kısım terör örgütlerinin, bir kısım mafya yapılanmalarının kurbanı olmasını istemiyoruz. Onlarla bir an önce el ele tutuşup geleceğe yürümek istiyoruz. Bu çocuklarımızın biz eğitimli ve kültürlü insanlar olmalarını arzu ediyoruz.

-Biraz önce bahsettiğiniz gibi orta okul ve liseden yukarı gittiğimizde eğitim oranı belli oranda azalıyor. Peki bu oranı yükseltmek için Milli Eğitim Bakanlığı olarak bir çalışmanız var mı ?

Bu soru için ayrıca teşekkür ediyorum. Biz bakanlık olarak ciddi anlamda tedbirler aldık. En başta Suriyeli yavrularımızın şöyle bir problemi vardı. Türkçe bilmedikleri için özellikle bizim okullarımıza geldikleri zaman aşağılanacakları, arkadaşları ile konuşamayacakları ve anlatılan dersi anlamayacakları gibi bir kısım endişeleri vardı ve bu yüzden okullarımıza kaydolmaktan çekiniyorlardı,

Özellikle bugün itibariyle sizin aracılığınızla da şu müjdeyi vermek isterim.

4200 Tane Türkçe öğretmenimizin, sadece Suriyeli yavrularımıza Türkçe öğretsinler diye 12 Aralık itibariyle ihtiyaç duyulan liselerde, ortaokullarda, ilkokullarda ve Halk Eğitim Merkezlerimizde görevlendirilmek üzere işlemlerini tamamladık ve sertifikalarını verdik. Bunlar sadece Suriyelilere Türkçe öğretmek için görevlendirilen öğretmenler. Bu öğretmenlerimizi Suriyelilerin çok yoğun olarak yaşadığı 23 ile dağıtıyoruz. Onlar inşallah biraz önce ifade ettiğim gibi 12 Aralık itibariyle işe başlayorlar.

Bunun yanında bir müjdeyi daha vermiş olayım. Bu çocuklarımız için aynı zamanda
yabancılara Türkçe öğretimi konusunda tecrübeli bir ekibin yazdığı Türkçe kitapları da hazır hale getirdik. Onları da yine okullarımıza ve geçici eğitim merkezlerimize ulaştırdık. Buralarda hızlı bir şekilde Türkçe kursu vereceğiz.

Biz bu yılı ister lise, ister orta okul , isterse de ilkokul çağında olsun, Suriyeli çocuklarımızın tamamının Türkçe eğitim konusunda adeta seferberlik yılı olarak ilan ediyoruz. Bu çocuklarımız inşallah bu sene Türkçe öğrendikleri takdirde, Türkçeyi bilmemekten dolayı okullarımıza devam edememeleri problemini inşallah çözmüş olacağız.

Bunun ötesinde, bizim okullarımızdan mezun olan çocuklarımızın özellikle liselerimizden mezun olan çocuklarımızın sahip oldukları avantajları bu Suriyeli yavrularımız tam olarak bilemiyorlar veya kavrayamıyorlar.

Üniversiteye geçişte ve üniversiteden mezun olduktan sonra dünyanın neresine giderlerse gitsinler, Türk eğitim sisteminden aldıkları diplomalar ile ( ki bu diplomalar akredite oldukları için) çok rahatlıkla iş bulabileceklerini de bu vesileyle onlara öğretmiş olacağız.

Burada belki söylenmesi gereken en önemli husus şu; Biz geçmiş yıllarda gerek meslek liselerimiz, gerek imam hatip liselerimiz, gerekse de geçici eğitim öğretim merkezlerimizde verilen eğitim ve öğretimle ilgili kamplarda kalan veya farklı bölgelerde yerleşik bulunan Suriyeli çocuklarımıza onların dilinden bir tanıtım materyali vermemiştik. Geçtiğimiz yaz itibariyle onlara Arapça meslek liselerinde, imam hatip liselerinde ya da liselerde okumalarının önemini anlatan bir kısım broşürler dağıttık. Tabii bunların arzu ettiğimiz oranda tümünün eline ulaştığını iddia edemeyiz. Fakat bu çalışmaya bu sene de devam edeceğiz ve inşallah olabildiğince tamamına ulaştırmaya çalışacağız.

Zaten geçen yıl o broşürleri dağıttıktan sonra lisedeki bir önceki yıldaki eğitime katılım oranı yüzde 11’lerden yüzde 18’lere yükselmiş oldu. Özellikle biraz önce ifade ettiğim gibi zorunlu olmadığını düşündüklerinden ve/veya çalışmak zorunda olduklarını hissettiklerinden dolayı bu alandan uzaklaşma oluyordu.

Biz liseye gelen çocuklarımızın pek çok ihtiyacını karşılama konusunda gayret sarf ediyoruz. Bu gayretimiz özellikle onları eğitim mekanlarına taşıma konusunda, ailelerine şartlı nakit desteği dediğimiz destek verme konusunda oluyor. İnşallah bu yavrularımızı çalışmak mecburiyetinde kalmayıp okumaları durumunda bu imkanları kendilerine sunma konusunda gayret içinde olacağız ve bu problemi ortadan kaldıracağız. Bu konuda büyük çaba harcıyoruz.

-Peki hocam dil konusunda bahsettıgınız calışma buyuk ölçüde sorunu halletmis olacaktır. Müfredat olarak bu çocuklara neler gösteriliyor? Türk okullarındaki müfredat mı yoksa onlara has bir müfredat mı?

O da doğrusu Suriyeli kardeşlerimizin çokça merak ettiği sorulardan biri ve bu soruya özellikle gittiğim yerlerde çokça muhatap oluyorum. Suriyeli gönüllü kuruluşlarla yaptığımız görüşmelerde de bunu ifade ediyorum. Burada doğrusu Türk kamuoyunun da doğru bilmesi gerektiğini düşündüğüm için hassaten bu sorudan dolayı da size ayrıca teşekkür etmek isterim.

Şimdi bizim geçici eğitim merkezlerimizde okuyan çocuklarımıza Suriyeli öğretmenlerimiz Arapça eğitim veriyorlar. Bu tabii geçici eğitim merkezi konsepti dünyanın kabul ettiği yani akredite edilmiş bir sistem değil. Bu sadece geriye dönenler için biraz da çocuklar sokakta kalmasın, tam manasıyla cahil kalmasınlar anlayışıyla oluşturulmuş geçici bir sistem. Bunun sürdürülebilirliği de söz konusu değil. Yakın bir zamanda maalesef Suriye’de suların tam manasıyla durulacağını da göremiyoruz. Onun için bu çocuklara dünya genelinde de akredite olabilecekleri birer diploma vermemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu çocukları, geçici eğitim merkezlerini tedrici bir şekilde kapatarak, kendi sistemimizin içine almamız gerek. Öncelikle bu çocukların bu tarz bir eğitimi almalarının artık kaçınılmaz olduğunu ifade etmek istiyorum. Zaten bu yıl ilkokul birinci sınıflar, beşinci sınıflar ve dokuzuncu sınıflarda geçici eğitim merkezlerinde öğrenci kayıt edilmesine müsaade etmedik. Onlar artık kendi okullarımızda bizim çocuklarımızla beraber okumaya devam ediyorlar. Ama bundan sonrası için de özellikle kendi müfredatımıza aldığımız çocukların da aynı zamanda Arapçayı unutmamaları gerektiğini biliyoruz.

Arapça dersleri seçmeli olarak almaları gerekiyor ki, hem kendi dillerini unutmasınlar, hem de kendi kültürlerini, kendi tarihlerini, kendi coğrafyalarını kendi dillerinde öğrenebilsinler. Buna hakları olduğunu düşünüyoruz.

Bunun gereğini yapma konusunda da bugüne kadar özellikle geçici Suriye hükümeti yetkilileriyle, Suriyeli gönüllü kuruluşlarla görüşmelerimizde aşağı yukarı mutabakata varmış bulunuyoruz.
İlkokul birinci sınıftan başlayarak 12. sınıfa kadar her yaş ve seviyedeki Suriyeli yavrumuza, öğrencimize, onların haftada 5 saate varan bir sürede seçmek istedikleri dersleri kendilerine Arapça olarak okuma fırsatı vereceğiz. Söz arasında bunu da mutlaka ifade etmem gerekiyor. Şu an geçici eğitim merkezlerinde çalıştırdığımız Suriyeli öğretmenlerimiz de bu vesile ile işsiz kalmayacaklar. Bu Suriyeli yavrularımıza bizim okullarımızda biraz önce ifade ettiğim o seçmeli dersleri, yani Arapça dersleri, yine bu öğretmenlerimiz aracılığıyla vermeye devam edeceğiz. Böylece iki problemi birden çözmüş olacağız.

Yer yer bu konuda bazı endişelerin ifade edildiğini duymaktayız. Bunu doğrusu kadirşinas Türk milletine yapılan en büyük haksızlıklardan biri olarak gördüğüm için altını çizerek ifade etmek istiyorum; Bizim Suriyeli kardeşlerimizi asimile etmek, onların dillerini, kültürlerini unutturmak gibi bir derdimiz ve çabamız asla olamaz. Özellikle böyle bir şey düşünmelerinin yanlış olduğunu ve bunun bize karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu bir defa daha vurgulamak isterim.

Bakanlığımızın, Hükümetimizin, Devlet Başkanımız Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere top yekün hepimizin, Arapça gibi Peygamber ve Kuran lisanı olan bir dilin unutulması ve unutturulması gibi bir gayemizin olamayacağının bilinmesini istiyorum. Özellikle tekrar ifade ediyorum; Arapçayı biz kendimiz de öğrenmek istiyoruz ve arzu ettikleri ölçüde kendi çocuklarımıza da öğretmek istiyoruz.

Bu çocuklarımız bizim okullarımıza geldiklerinde bizim çocuklarımız da aynı zamanda onlarla etkileşimde olarak Arapça öğrenme fırsatı da bulacaklar. İki toplum bu vesileyle birbirini tanıma fırsatı bulmuş olacak. Buradan belki bu soruyla ilgili şunu da ifade etmem gerekiyor diye düşünüyorum. Biz asırlarca kardeş iki toplum olarak aynı bayrak altında beraber yaşadık. Şu anda aynı bayrak altında olmasak da bugün bizim misafirimiz olan Suriyeli kardeşlerimizin her türlü güvenliğini, eğitimini ve istikbalini düşünme konusunda adeta sorumlu olan bir ülke durumundayız. Bu sebeple bu insanların eğitimlerine erişmeleri ne kadar kutsalsa, önemliyse, kendi doğuştan getirdikleri özelliklerini, dillerini de mutlaka yaşayabilmeleri gerektiğine bütün kalbimizle inanıyoruz. Onların da böyle düşünmelerini istiyoruz.

Hocam bu soru başka bir soruyu da açıyor. Dediğiniz gibi Suriyeli öğretmenler de var. Benim bildigim birkac ilde özellikle Suriyelilerin çoğunlukla bulunduğu illerde seminerler yapıldı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından. Bu Suriyeli öğrencilerin Türk okullarında alacağı müfredatla ilgili bir çalışma mıydı yoksa başka bir çalışma olarak mı yapılmıştı? Bu konuda nasıl bir yol alınması düşünülüyor?

Burada şunu söyleyeyim. Biz yazın öncelikle 18 bin küsür öğretmenimizi yetiştirecek formatör öğretmenleri yetiştirdik. Yaklaşık 15 gün onlara ders verdik. 15-20 gün arasında da yine Suriyeli öğretmenlerimize hem Türk müfredatının detaylarını, hem de tramva ile mücadele yöntemlerini öğrettik. Onlara aynı zamanda formasyon konusunda da bilgiler verdik.

Bugün geçici eğitim merkezlerinde çalıştırdığımız Suriyeli öğretmenlerin tamamı eğitim fakültesi veya Üniversitelerin öğretmenlik bölümlerinden mezun olmadıkları için, biz onları bir anlamda öğretmen olarak da yetiştirmiş olduk. Bu eğitimlerimizi bundan sonraki dönemlerde de yer yer ihtiyaç oldukça devam ettireceğiz.

Bu öğretmenlere hem Suriye müfredatını uygularken sağlıklı ve güzel bir şekilde vazifelerini yapmalarını istediğimiz için o anlamda dersler verdik, hem de Türkiye müfredatını ve Türk eğitim sistemini de tanıtmaya, öğretmeye çalıştık. Çünkü görebildiğimiz kadarıyla geçici öğretim merkezlerinde görev yapan kardeşlerimiz (burada art niyetli çevrelerin de parmağı olduğunu düşünüyorum) bir şekilde korkutulmak isteniyor. Bu öğretmenlerimiz sanki mağdur edileceklermiş gibi bir hava oluşturulmaya çalışıyor. Çocuklar Türk eğitim sistemine alındıkları zaman tamamen işsiz kalacaklarmış tarzındaki görüşler bu öğretmenlerin aralarında yayılmaya çalışılıyor.

Ben özellikle başka ülkelerin art niyetli kesimlerinin buradan da bir tür terör kaynağı, farklı bir kargaşa çıkarabilmek niyetiyle hareket ettiklerini düşünüyorum. Doğrusu onun için kesinlikle bizim bunlara verdiğimiz eğitimler, Türk eğitim sistemini öğrenmeleri ve aynı zamanda da yine öğretmenlik yaparken pedagojik formasyon kuralları çerçevesinde öğretmenliklerin yapabilmelerini sağlayabilmek içindir.

Burada belki ifade edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de şudur; Geçici eğitim merkezlerinde okuyan öğrencilerimizin bir kısmının kardeşleri bizim kendi okullarımızda da okuyorlar. Kendi okullarımızda okuyan öğrenciler bizim Türk eğitim sisteminin parçası durumunda olan, uygulayıcısı durumunda olan öğretmenlerimizin başarılarından, öğrencilerine yaklaşımlarından dolayı etkileniyorlar. Tabiidir ki kardeşler arasındaki iletişimden dolayı da çoğu zaman geçici öğretim merkezlerindeki öğrenciler de şunu talep ediyorlar; bizi de gelsin Türk öğretmenleri okutsunlar.

Burada şunun altını çizmem gerekiyor. Bu hususta evet Suriyeli öğretmenlerimizin hepsi gerçekte öğretmenlik bölümünden mezun insanlar değil. Aralarında mühendis de var, dişçisi de var, başka mesleklerden arkadaşlarımız da var. Ama onları da yine bu eğitim sisteminin bir parçası haline getirmek, öğretmen olarak bu alanda devam etmek istedikleri sürece bu hizmetin içinde tutmak istiyoruz. Daha yetkin, daha bilgili ve daha donanımlı olarak eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmelerini arzu ediyoruz ve bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz.

-Bu tür çalışmalar devam edecek mi?

Edecek elbette.

-Peki okul öncesi eğitim ile ilgili çalışmalarınız var mı?

Okul öncesi ile ilgili Türkiye’de de okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim sınırları içine dahil edilmesi sürecinden dolayı Türkiye’de okul öncesi için de hazırlıklarımız bir anlamda tamamlanmak noktasında. Bazı kamp merkezlerimizde okul öncesi ile ilgili ihtiyaçlara tam anlamıyla çözüm bulamıyoruz. Burada şu da var. Suriyeli kardeşlerimizin çok yoğun yaşadığı özellikle Urfa, Antep, Kilis, Hatay gibi illerimizde kendi öğrencilerimiz açısından da okullaşma oranımızda bazı sıkıntılarımız var. Öğrenci nüfusumuzun yoğun olması nedeniyle yer problemleri de yaşıyoruz. Onun için yer problemi yaşarken, hem okul öncesi hem de okul çağı çocukları ile ilgili de genelde ikili öğretimle eğitime devam etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla öncelikle mekan problemlerini öncelikli olarak çözmeye çalışıyoruz. Okulları ve özellikle ana okullarının inşaatlarına hız verdik. Bölgede anaokullarını çoğalttıkça okul öncesi çocuklarımız da buralara devam edecekler inşallah.

-Üzerinde çokça durulan bir diğer konu da sosyal medyada takip ettiğimiz kadarıyla, Üniversiteye geçiş sistemi. Biliyorsunuz YÖS sınavı ve başka sınavlar var yabancı öğrenciler için.
-Son iki yılda yine Milli Eğitimin düzenlediği denklik sınavı var. Bununla ilgili yeni çalışmalarınız var mı acaba? Bununla ilgili yeni bir sınav sisteminden bahsediliyor.

Bu konuda özellikle lise çağında olan Suriyeli kardeşlerimizin söyleyeceğimiz sözleri dikkatle okumalarını ve bu konuda kendileri için aldığımız çok önemli kararları bilmelerini arzuluyoruz.

Malum öncelikle Üniversiteye geçiş yolunda denklik sınavı dediğimiz ya da yeterlilik sınavı diye ifade ettiğimiz bir sınavımız var. Bundan sonra YÖBİS dediğimiz daha doğrusu yüksek öğrenime geçiş sınavında daha çok yabancı öğrenciler için üniversiteler artık kendileri sınav yapmaya başladılar. Genel bir sınav yapılmıyor. Dolayısıyla geçici eğitim merkezinden aldıkları diplomalar yine burada karşılarına önemli bir problem olarak çıkıyordu. Diploma demeyelim ona belge diye ifade ediyoruz biz.
Dolayısıyla biz onları bu sınavla akredite ederek kendi sistemimizden geçmiş gibi bir işlem yapmaya çalışıyorduk. Artık biz bu sınavı uygulamak yerine inşallah mevzuatını tamamlayabilirsek bu yılsonu itibariyle bu öğrencilerimizin denkliklerini yaparak kendi açık öğretim okullarımıza kayıtlarını gerçekleştireceğiz.

Açık öğretim okullarımızdan seçmeli birkaç ders alıp, bu sınavları başararak bizim kendi okullarımızın mezunu haline getirmek, oradan da doğrudan yine üniversitelerin yaptıkları sınavlara girerek üniversiteli olmalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Biraz önce de ifade ettim. Bizim hasbel kader geçici eğitim merkezlerimizden belge alan öğrencilerimizin bir kısmı farklı yollardan Almanya’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, Kanada’ya ve üçüncü dünya ülkelerine geçtiklerinde oralardan bize yazılar geliyor.

Bu öğrencinin elinde böyle bir diploma var, bunun geçerliliği nedir, bizim akredite ettiğimiz belgeler arasında bu geçici eğitim merkezi diye bir belge yok. Bu neyin nesi diye bize soruyorlar. Tabii bunu izah etmek de çok kolay değil. Yani izahı da mümkün değil daha doğrusu.

Dolayısıyla bizim Suriyeli gençlerimizden özellikle liselerde, geçici eğitim merkezlerinde okuyan öğrencilerimizin bir an önce bulundukları illerdeki il müdürlüklerimize müracaat ederek denkliklerini yaptırmaları gerekiyor.

Sonrasında hemen Ocak ayının 11’inde açık öğretim sınavlarına girdikten sonra o sınavların sonuçlarını ilan etmemizi beklemeliler. Bundan sonra tekrar ikinci dönem açık öğretim kayıtlarımızı açtığımızda bizim kayıtlarımıza müracaat etmek suretiyle buradan bizim sınavlarımıza girerek bizim diplomalarımıza kavuşmuş olmalarını istiyoruz.

Bu durumda diğer yeterlilik sınavına girmek gibi bir durumla karşı karşıya kalmazlar Çünkü yeterlilik sınavında bir lise bitirme sınavı gibi zor ve uzun süreli bir sınav olma durumuyla karşı karşıya kalıyorlar. Dolayısıyla onlar açısından en kolay, en kestirme, ve en sağlıklı yolun denkliklerini yaptırarak açık öğretim okullarımızdan mezun olmak olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu onlar açısından gerçekten müjde mahiyeti taşıyan bir husustur.

Bunu bir an önce kendi aralarında arkadaşlarına, akrabalarına ve diğer Suriyeli yavrularımıza da ulaştırmalarını da hassaten beklediğimizi belirtmek istiyorum.

-Bu sadece geçici öğretim merkezlerindeki öğrencileri mi kapsıyor yoksa Türk liselerindeki öğrencileri de kapsıyor mu? Biliyorsunuz İmam Hatip Liselerinde kısmen de olsa Arapça olduğu için pek çok Suriyeli öğrenci okuyor, lise eğitimine orda devam etmeye çalışıyor.
Bunu nasıl yorumlayacaksınız?

Bizim kendi eğitim öğretim sistemi içinde olan çocuklarımız için zaten böyle bir problem söz konusu değil. Doğrudan bizim okullarımızdan mezun olanların diplomalarıyla ilgili herhangi bir problem yaşamayacaklar. Onlar aynen YÖBİS sistemiyle yabancı öğrenciler için geçiş sınavına girerek, üniversitelilerin açtığı sınava girerek üniversiteli olabilecekler. Onun önünde zaten herhangi bir engelleyici hüküm yok. Bu anlamda problem geçici eğitim merkezlerindeydi. Bizim okullarımızdan mezun olacak çocuklar için böyle bir problem söz konusu değil. Bu arada sizin aracılığınızla şunun altını çizmemiz gerekiyor. Maalesef Suriye’li kardeşlerimiz özellikle İmam Hatiplerle ilgili Suriye’deki sistemden dolayı bir endişeli bakış açısı içindeler ve çocuklarını çok fazla İmam Hatip Liselerimize göndermek istemiyorlar. Bunu görebiliyoruz. Burada ciddi yanlışlıklar var.

Bizdeki İmam Hatip Lisesi müfredatı genel lise müfredatı gibidir. Yani Suriye’deki medreseler gibi değildir. Dolayısıyla bizim İmam Hatip Liselerinden mezun olan çocuklarımız dünyanın neresine giderlerse gitsinler, tıp fakültesinden mühendislik fakültelerine ve diğer fakültelere kadar üniversitelerin bütün bölümlerine rahatlıkla gidebilirler. Her türlü eğitim kademelerine rahatlıkla girme imkanları vardır. Çünkü bizimkiler genel lise programı gibidir, medrese programı gibi değildir. Onun için Suriyeli yavrularımızın İmam Hatip Liselerinde okumaları aslında bu anlamda avantajlı olmalarını da sağlayacaktır.

Arapça, Kuran ı Kerim, bir çok dini dersleri de çok rahatlıkla alabilecekleri ve başarabilecekleri için özellikle bu okullarımız erkeklerimiz kadar kızlarımız için de gayet uygundur. Hepinizin malumu bazı okullarımız kız imam hatip lisesi olarak da yapılandırılmış vaziyettedir. Dolayısıyla erkeklerle karışık okumak istemediğini ifade eden veya çocuklarını bu şekilde okutmak istemediğini ifade eden bir kısım Suriyeli dostlarımız da olduğu için onlara da seslenmek istiyorum. Bizim kız imam hatip liselerimiz de var. Kendi bölgelerine yakın yerlerde biraz araştırırlarsa, oralardaki ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerimize ya da Koordinatörlerimize sorarlarsa oradaki okullar hakkında kendilerine bilgi verilir. Çocuklarını bir an önce okutsunlar, onların istikballerini karartmasınlar diyorum.

-Bir diğer mesele resmiyetle ilgili. Öğrenci okumak istiyorsa kendisinde bulunan geçici tanıtım belgesi yetiyor mu, yoksa başka işlemler yapılması gerekiyor mu?

Şunu ifade etmemiz gerekiyor. Bizde özellikle Türkiye’ye geçerken bir kısım Suriyeli kardeşlerimizin geçici kimlik dediğimiz 98’ li kimlik aldıkları, bu kimliklerini özellikle 99’lu kimliğe hala dönüştürmediklerini görüyoruz. Bu anlamda bulundukları geçici eğitim merkezlerinin yöneticileriyle, oradaki koordinatörlerimizle irtibat kurarlarsa biz o öğrencilerimizin bilgilerini alarak hızlı bir şekilde Ankara’da Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nde özellikle kimliklerini değiştirmelerine yardımcı oluyoruz. Bu onlar için ciddi manada bundan sonraki eğitim ve öğretimleri, bundan sonra Türkiye’de alacakları hizmetlerle ilgili de önemli bir husus. Bunu bir an önce gerçekleştirsinler.

98li geçici kimlikleri olan yavrularımızın bir an önce kalıcı kimliğe, 99 numaralı kimliğe kavuşmaları gerektiğini ifade ediyoruz. Bu alanda biz bütün geçici eğitim merkezlerimize, koordinatörlere, bu talimatı vermiş bulunuyoruz. Bu bilgileri alırlarsa bu çocuklarımızın kimliklerini değiştirmelerine yardımcı olacağız. Zaten bu değiştiği an başka bir problem de kalmayacak.

Gerçi şu an itibariyle o 98’li öğrencilerimizin bilgilerini de alarak onları eğitim sistemimize geçici bir kayıtla kaydediyoruz. Ama bunun kalıcı bir kayıt olması önemli ve e-okul dediğimiz sistemin içinde yer alması önemli. Bu şekilde YÖBİS dediğimiz yabancı öğrencilerin bilgi sistemine kayıtları konusunda artık bu zorluklardan kurtulmuş oluruz. Kendileri de daha farklı problemler yaşamaktan kurtulmuş olurlar. Bir an önce bizimle irtibat kursunlar, bilgilerini geçici eğitim merkezlerine verdiklerinde çok kısa bir zamanda biz bu kimliklerin çıkarılması için kendilerine yardımcı olacağız.

Şu an Suriyeli öğrenciler e-okul sistemine dahil edilmiş midir?

Tabii ki 161 bin öğrenci kendi e-okul sistemimize dahil edilmiş durumdalar ve kendi çocuklarımızla aynı sınıfta eğitim öğretimine devam ediyor.

Geçici eğitim merkezindekiler dahil mi ? Yoksa değil mi?

Hayır. Bunlar 161 bin öğrenci bizim Türk öğrencilerin okuduğu okullarda, sınıflarda okuyan öğrencilerimiz. Geçici öğrenci merkezlerinde okuyan öğrenci sayımız 329 bin. Bu bahsettiğimiz süreçler birinci derecede bu 329 bin Suriyeli öğrenci için çok önemli

Pekiyi hocam fazla vaktinizi almayayım. Son olarak Suriye’de bir savaş var. Bildiğiniz gibi, savaşlardan en çok çocuklar etkilenir. Orada bir travma yaşanmıştır ve halen de bir şekilde yaşanmaktadır. Özellikle geçici eğitim merkezlerinde ya da Türk okullarında Suriyeli öğrencilere psikolojik destek veriliyor mu? Ya da bu sorunu giderebilecek bir çalışma yapılıyor mu?

Evet. Bu da düşünmediğimiz ve de ihmal ettiğimiz bir husus değil, bunun da altını özellikle çizmek isterim. En başta Suriyeli öğretmenlerimizin de benzer problemleri yaşadıklarını bildiğimiz için öncelikle bu meselenin çözümüne öğretmenlerimizden başladık. Öğrenci kitlemizle en çok Suriyeli öğretmenlerimiz muhatap oldukları için onları bu alanla ilgili eğittik. Hemen akabinde şimdi Suriyeli öğrencilere öğretmenlik yapan bizim Türk öğretmenlerimizi de bu konularla ilgili eğitiyoruz.
Antalya’da hemen hemen her hafta bizim bu alanla ilgili eğitimleri koordine eden Özel Eğitim Genel Müdürlüğümüz var. Genel Müdürümüz de sağ olsun bu konularda hassas bir dostumuz, ağabeyimiz. Bu alanla ilgili rehberlikçi dediğimiz öğretmenlerimizi Antalya’da gurup gurup topluyoruz. Suriyeli öğrencilere nasıl davranmaları gerektiği konusunda hem rehber öğretmenlerimize, hem o rehber öğretmenlerimizin görev yaptıkları okullardaki diğer sınıf öğretmenlerine ve branş öğretmenlerine eğitim vermeye devam ediyoruz.

Bunun yanında yine nasıl Türkçe öğretmek için 4200 tane öğretmen alıp onları sırf bu işle ilgili görevlendirdiysek, aynı şekilde 425 tane geçici eğitim merkezimizde ve diğer ihtiyaç duyulan okullarda görevlendirmek üzere 500 tane rehberlikçi öğretmen alacağız.

Tabi ihtiyaçlarımıza göre Türkçe öğretmenleri, rehberlikçiler ve bir de Arapça öğretmenleri de alacağız. Bu anlamda yaklaşık toplamda 7 bin civarında öğretmen istihdam etmiş olacağız. Bunu Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegrasyonu projesi kapsamında gerçekleştiriyoruz.

Rehberlikçileri de hızlı bir şekilde inşallah Şubatta çocukların okullarına göndermiş olacağız. Ocak başı itibari ile onların alım ilanlarını çıkaracağız. 500 tane rehberlikçi almak üzere ilana çıkıp dediğim gibi Şubatta yani tatil dönüşü çocuklarımızı öğretmenlerimizle buluşturmak istiyoruz.. Onlarla daha yakın bir temas içinde olarak özellikle travma ile mücadeleleri ve psikolojilerinin düzeltilmesi konusunda inşallah rehberlikçilerden yardım almış olacağız.

Bu çalışma bir taraftan devam ediyor ama bunu daha da sistematik hale getirmiş olacağız inşallah.

İnşallah hocam. Bizlerle bu söyleşiyi yaptığınız için çok teşekkür ediyoruz. Umarım bu röportajı okuyacak öğrenciler, bu bilgilerden faydalanacaktır. Bu çalışmaların devam etmesini temenni ediyoruz. Sağ olun. 

Ben de teşekkür ediyorum bana bu fırsatı verdiğiniz için. Özellikle Suriyeli kardeşlerimizin derdine derman olma konusunda bize bu görevi tebliğ eden Bakanlığımıza, Müsteşarımıza ben de özellikle teşekkür ediyorum. Suriyeli kardeşlerimizin bu sıkıntılarının da biran önce bitmesi için Cenab-ı Allah’a dua ediyorum. İnşallah bu kötü günler biran önce geçer ve bu insanlar da daha uygun bir ortamda hayatlarına devam etme imkanına kavuşurlar.

ALİ RIZA ALTUNEL KİMDİR?

1965  Artvin  Şavşat  Erikli  köyünde   doğdu. İlkokulu  köyünde, Orta  ve  Liseyi  Artvin İmam-Hatip  Lisesinde   tamamladı. 1990 yılında Atatürk Üniversitesi   İlahiyat    Fakültesini  bitirdi. İstanbul   Aydın Üniversitesi’nde  İşletme  Yönetimi  üzerine Yüksek  Lisans yaptı. 

Sırası ile Mardin Savur ve Sinop Gerze’de imam hatiplik yaptı. Vatani görevini Komando Yedek Subay olarak tamamladı. Öğretmenliğe Bursa İznik İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri öğretmeni olarak başladı. Müdür Yardımcılığı ve Müdür olarak görev yaptı. Bursa Gürsu ilçesi Belediye Başkan Yardımcılığı, İstanbul Zeytinburnu Belediyesinde Başkan Yardımcılığı, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcılığı ve Başkan Danışmanlığı görevlerinde bulundu. MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı, Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür olarak görev yaptı. Birçok Vakıf ve Dernekte Başkan ve Başkan Yardımcılığı yapmaktadır. 

Halen Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü olarak görevine devam eden ALTUNEL evli ve bir çocuk babasıdır.  

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Bir Cevap Yazın

*