Müslüman dünyasında cinsiyet eşitliği

Müslüman dünyası, kadınların yeterince güçlendirilmemesinin, bir ülkenin ekonomik ilerlemesi önündeki en büyük engellerden biri olduğunun farkına varmalı.

“İlerlemek istiyorsanız, kızları eğitmelisiniz. Kızları eğitirseniz, tüm halkı değiştirmiş olursunuz. Tüm toplumu değiştirmiş olursunuz.”

Bu sözler, Nobel ödüllü insan hakları aktivisti Malala Yusufzay’ın, Birleşmiş Milletler’in (BM) en genç barış elçisi seçilmesi şerefine New York’ta düzenlenen törende yaptığı konuşmadan.

Malala’nın özellikle kadınların eğitimini destekleme konusundaki çalışmaları nedeniyle yapılan bu çığır açan atama, dünya genelindeki kadınlar açısından son derece önemli bir anda gerçekleşmiş oldu. Zira çok kısa bir süre önce, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’na (UNFPA) artık para desteğinde bulunmayacağını açıkladı.

Bu, utanç kaynağı bir durum, çünkü 150 ülkede faaliyet gösteren UNFPA, buralarda aile planlaması, ebe eğitimi, doğum öncesi bakım ve güvenli doğum konularında gönüllü çalışmalar yürütüyor, çocuk yaşta evliliklerin ve kadın sünneti uygulamasının son bulması için çalışıyor. Kuruluşun konuyla ilgili bir açıklamasında da ifade edildiği üzere, bu tür kritik hizmetleri sağlamak, “kadınların ve kız çocuklarının güç kazanarak eğitimlerine devam etmelerine, gelir sahibi olmalarına ve daha müreffeh bir hayat sürmelerine” yardımcı oluyor.

Dünyada okuma-yazma bilmeyenlerin üçte ikisini kadınlar oluşturuyor. Dünya erkeklerinin dörtte üçü iş sahibiyken, bu oran kadınlarda yüzde 50. Gelişmekte olan çoğu ülkede kadın istihdamı bundan da düşük – yüzde 25 civarında.


İşin garip yanı, ABD’nin bu kararı, Müslüman dünyasında kadınlar üzerinde kurdukları baskıyı meşru göstermek için gerici kültürel uygulamalara başvuran ve İslami öğretileri çarpıtanları da yüreklendirecek cinsten.

Ataerkillik sorunu

Ataerkilliğin tek bir dini ya da kültürü yok. Kendisi idame ettirdiği ideolojiler farklı olsa da, tüm millet ve kültürlerde aynı şiddetle kendisini gösteriyor.

Dünyada okuma-yazma bilmeyenlerin üçte ikisini kadınlar oluşturuyor. Dünya erkeklerinin dörtte üçü iş sahibiyken, bu oran kadınlarda yüzde 50. Gelişmekte olan çoğu ülkede kadın istihdamı bundan da düşük – yüzde 25 civarında. Bununla birlikte, kadınlar, ücretsiz bakıcılık ve ev işlerine erkeklere kıyasla 2,5 kat daha fazla zaman ve çaba harcıyor.

Kadınlarla erkekler arasında küresel bazda işgücüne katılım farkı ile ücret farkının toplam değeri 17 trilyon dolar. Başka bir deyişle, satın alma paritesi bakımından, kadınların küresel gelirdeki payı sadece yüzde 36. Bu da gelir, sağlık ve eğitim konularında büyük eşitsizliklere yol açıyor.

Eğitime erişim imkanının olmaması, sağlık konusunu da kaçınılmaz olarak etkiliyor. Kritik bilgilere ulaşamayan ve kendi hayatlarını değiştirme gücünden mahrum kalan kadınlar, gerici kültürel uygulamalar ve çarpık dini öğretiler karşısında daha savunmasız kalıyor. Tüm bunlar, sadece kadınların gelişiminiN değil, genel olarak toplumların ekonomik kalkınmasının da önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.

Bu sorunlar, özellikle erkeklerin yüzde 40’ının, buna kıyasla kadınların ise yaklaşık yüzde 65’inin okuma-yazma bilmediği Müslüman dünyasında telaffuz ediliyor. BM’nin Arap İnsani Kalkınma Raporu, cinsiyet eşitsizliği oranının yüksek olduğu Arap ülkelerinde kadınlara yönelik ekonomik fırsat eksikliğinin de söz konusu olduğuna dikkat çekiyor. Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 24’ün biraz altında, genç kadınlarda ise bu oran yüzde 18’den düşük ki tüm bölgeler içinde en düşük rakam bu. Arap bölgesinde kadınların gayrisafi yurtiçi hasıla (GYSİH) içindeki payı ancak yüzde 29 civarını buluyor. Oysa gelişmekte olan ülkeler genelinde bu oran yüzde 50. Bölgede kadın nüfusun yoksulluk oranı yüzde 31,6 iken, erkek nüfusta bu oran yüzde 19.

Bu durum, bölgenin ekonomik açıdan geri kalmasına neden oluyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre, cinsiyet eşitsizliğinin en fazla olduğu 25 ülkeden 23’ünü, aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) üyesi de olan Müslüman ülkeler oluşturuyor. Bununla birlikte, cinsiyet uçurumunu kapatmanın GSYİH’yi ciddi şekilde arttırabileceği fikri de giderek daha fazla kabul görmeye başlamış durumda. Örneğin, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) hesaplarına göre, iş piyasasında cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde yüzde 12, Mısır’da ise yüzde 34’lük bir GSYİH artışı sağlayabilir.

Çemberi kırmak

Dolayısıyla, sivil toplum, hükümetler ve vatandaşların bu çemberi kırmak için birlikte çalışması şart. BM’den sonraki en büyük ikinci devletlerarası kuruluş olan OIC kapsamındaki görevim, 57 üye ülkemizde kadınların karşı karşıya olduğu sorunlara dair farkındalık yaratmayı da içeriyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı kadınları sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda güçlendirmek, kadına karşı şiddetle mücadele etmek ve tüm sektörlerde cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla Kadınların İlerlemesi İçin Eylem Planı başlığı altında bir program başlattı. Teşkilat, programın üye ülkelerdeki uygulama sürecinin aktif bir şekilde izlenip hızlandırılması için bir Kadın Kalkınma Örgütü kurulmasını da teklif etti.


Müslüman dünyasındaki kadınların yaşadığı sorunlar, genellikle mülkiyet, erken yaşta evlilik, kadın sünneti, eğitim, sağlık, iş fırsatları ve ücret gibi konulara ilişkin, eski kanun ve uygulamalara dayanıyor. Ancak ne tuhaftır ki bu kanun ve uygulamalar, kadın hakları ile ilgili İslami öğretilerin lafzına ve ruhuna da aykırı.

İşte İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) da buradan hareketle, kadınları sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda güçlendirmek, kadına karşı şiddetle mücadele etmek ve tüm sektörlerde cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla Kadınların İlerlemesi İçin Eylem Planı (OPAAW) başlığı altında bir program başlattı. OIC, programın üye ülkelerdeki uygulama sürecinin aktif bir şekilde izlenip hızlandırılması için bir Kadın Kalkınma Örgütü kurulmasını da teklif etti.

Ancak teklifin onay süreci çok yavaş ilerliyor. Dünya kadınlarının karşı karşıya olduğu zor koşullar ve bu koşulların ekonomik büyümenin yavaşlamasında doğrudan rol oynuyor olması, acil bir uyarı niteliğinde.

Müslüman dünyası, kadınların yeterince güçlendirilmemesinin, bir ülkenin ekonomik ilerlemesi önündeki en büyük engellerden biri olduğunun farkına varmalı.

Malala’nın dünyaya sürekli verdiği önemli mesaj şu: Bir kimsenin dini ya da kültürü, kadınların güçlendirilmesinin önünde engel teşkil etmemeli.

Aslında Malala’nın hikayesi de genç ve cesur bir Müslüman kadının, inancını ve kültürünü aşırılık yanlılarından kurtararak, sadece kendisinin değil, ondan ilham alan sayısız kadın ve erkeğin de hayatını değiştirdiğini gösteren parlak bir örnek.

Artık siyaset, iş, kültür ve finans dünyasının Müslüman liderleri de bu tavsiyeye kulak vermeli.

Maha Akeel, İslam İşbirliği Teşkilatı Enformasyon Bölümü Direktörü.

Twitter’dan takip edin: @mahaakeel1

Bir Cevap Yazın

*