Mavi Marmara ve 15 Temmuz Ana Darbe Davasına şahitlik edince gördüm ki…

Alpaslan Cambaz

Alpaslan Cambaz

Yazar, Köşe Yazarı

Düşürülen Mavi Marmara davasının ve 15 Temmuz Ana Darbe Davasının bir kısmına şahitlik edince gördüm ki, bu mahkemeler bizim mahkememiz değil.

Bu mahkemeler Türk mahkemesi değil, AİHM mahkemesi. Onca şeyden sonra hâlâ AB’nin peşinde koşanların, aşağılık komplekslilerin, korkakların, “Daha gücümüz yok”çuların, “Şimdi sırası değil”cilerin mahkemesi. Bu mahkemeler mazluma, davacıya sürekli “Onlar da bunu istiyor zaten” dedirtenlerin, ‘kanıksatanların’ mahkemesi. Bu mahkeme kısacası ACİZLERİN mahkemesi.

Ortada bir Türk mahkemesi olsaydı eğer o mahkeme vatan hainliği su götürmez bir gerçek olanları kellesiz bırakırdı. Peki olan ne? Vatan hainliği su götürmez bir gerçek olanlara takım elbise giydiriliyor. Medyada sürekli tüm isteklerinin karşılanacağı iddia edilen şehit ailelerindense sınırsız bir sabır ve tahammül bekleniyor. Millet canını ortaya koysun, alabileceği başka risk kalmayarak vatanı kurtarsın fakat siyasi kanat her şeyini borçlu olduğu bu milletin cesaretinin onda birini dahi sarf edip de milletin isteklerini karşılamasın…

FETÖ’cülerin Pensilvanyalı sapığa, “Hizmet”e inandıkları kadar Allah’a ve Türkiye’ye inanan çok değil; 6, 7 kilit isim olsaydı şu iktidarda başımıza bu kadar musibet gelmeyecekti. Allah’a ve Türkiye’ye inananmışsanız başınıza gelen musibetle ‘delikanlıca’ mücadele edersiniz. Onur söz konusudur. Ve bu durumda arkanızda sürekli Allah’tan bir dost ve yardımcı bulursunuz. “300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor!” dendiğinde “Biz de onlara yaklaşıyoruz!” diyen Türk’ü 27 bin kişiyle 300 bin kişiye galip getiren bu inançtır. Şimdiyse ülkenin kilit noktalarını tutmuş 3, 5 hainle mücadele edemiyoruz korkaklıktan, fazla dünyalık olmaktan. Nereden nereye…

Parayla, makam mevkiyle imtihanında bıkmadan, usanmadan her seferinde ağır bir yenilgi alanlar daima kendilerini kurtarmanın derdine düşüyor. Bizim için her zaman devlet, vatan, millet esas oldu. Birileriyse sürekli particilik yaptı. Geleceğe yatırım yapmak yerine kendini ve günü kurtarmanın derdine düştü.

Ülkemizin en önemli askeri güçlerinin başındaki o haysiyetsiz, o sünepe FETÖ’cüleri dinledikçe kalbim sıkıştı. Vallahi babamı filan unuttum, bu güzel vatanın kimlerin eline bırakıldığını görmem müthiş şekilde gücüme gitti. O şerefsizlerin işgal ettikleri yerleri sonuna kadar hak edecek ne kadar Anadolu irfanına sahip liyakatli, delikanlı adam varsa gözlerimin önünde küstürülmüş, önü kesilmiş, hakkı yenmişti de yeryüzünün en aşağılık varlıklarına ne istedilerse verilmişti. Birçok ahlaksızlık ödülsüz bırakılmamıştı. Bunların vebali korkunç. Korkunç…

Yıllar yıllar önceden beri FETÖ’ye karşı sürekli uyar ve sırf bu sebeple dünya sana dar edilsin, FETÖ’nün silahlarının önüne dikil, canından can gitsin şehit ol, gazi ol ama zerre eleştirmene fırsat verilmesin… Bu ne ya bu ne? Siz kimsiniz?

Yoksa siz de mi..? “Evet, hayır” sürecinde şehit ailelerine ve gazilere bile vatan haini diyecek algıyı yaratanlar, evet evet siz! Yoksa siz de mi..?

FETÖ’nün siyasi ayağına dokunmak konusunda AKP engel çıkarmaya devam ettiği müddetçe o AKP birilerinin başına çok daha gürültülü şekilde çökecektir. Artık bunu anlayın da geç anlayanlardan olmayın. Geç anlayanların akıbeti çok kötü olur çünkü. Bir kez daha dünyaya gönderilmeyeceğiz.

*Şunu ekliyeyim: Mavi Marmara davasını yürüten hakim de, savcı da şüphelidir, korkaktır benim gözümde. Böyle bir izlenim bırakmışlardı. Fakat Ana Darbe davasını yürüten hakime ve savcıya bu yönden bir lafım yok. Gördüğüm kadarıyla onlar, ellerini kollarını bağlayan sisteme, çeşitli tehditlere rağmen esaslı bir mahkeme yürütmeye çalışıyorlar. Herkes aslında neyin olması gerektiğini biliyor lakin algılarımızı ve sistemimizi bozanlar bunu çok iyi başardıklarından bizim elimiz daima güçsüz. Bu hal kızgınlığa, o da aramızda fitneye ve haksızlık etmeye sebep olabiliyor. Buna izin vermekten Allah’a sığınırım. Duygusal tepkiden ibaret şeyler yazmıyorum burada. Uzunca düşünülmüş, aylarca susulmuş şeylerin bazen açığa çıkma vakti gelir. Ve 2 saniyesine hükmedemediğimiz şu dünyada “Şimdi sırası değil!” diyen varsa samimiyetsizdir. “Olanda hayır vardır.”

Bir Cevap Yazın

*