Katara ağıt yakan İslamcılara; Türkiye İngiltere’nin maşası olmasın!

Güler misin ağlar mısın İngiltere’nin sesi soluğu BBC’de yer alan Rengin Arslan/İstanbul mahreçli bir haberde Suudi Arabistan’ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır ve Yemen’in Katar ile olan bütün ilişkilerini kesme kararı sonrası Türkiye’nin taraflar arasındaki kriz konusunda ne tavır alacağı, tercih yapıp yapmayacağı merak edildiği belirtiliyor. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-4016520 ) işte İngiliz siyaseti budur. “Eğer bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.” Kızılderili atasözü boşuna denilmemiş. Neden mi? Katar’ın gizli ortağı hatta efendisi, üst aklı, müttefiki ama her şeyi İngiltere olmasına rağmen, uzun bacaklı sarı çıyanlar derenin taşıyla derenin kuşunu vurmanın zevkiyle ellerini ovuşturuyor. O nedenle eğer Katar’a yönelik bir uluslararası saldırı varsa ilk müdahale etmesi gereken Türkiye değil İngiltere’dir.

Çünkü Katar, İngiltere’nin can simidi. Telegraph gazetesinden Charles Moore, Katar Emiri Hamad bin Halife el Tani’nin sponsoru olduğu Ascot at yarışlarında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ile kurduğu yakın ilişkiyi yazmış ve Katar’ın İngiltere’de edindiği gayrimenkuller, yaptığı büyük yatırımlar ve İngiliz kraliyetiyle yakın ilişkisiyle muhafazakârların tepkisini çektiğini belirtmişti. Katar, dünyanın beşinci büyük ekonomisi olan İngiltere’ye, Avrupa Birliği’nden çıkışı (Brexit) sonrasında 5 milyar sterlinlik yatırım yapacağını açıklamıştı. Körfez ülkesi Katar’ın İngiltere’de halen 40 milyar sterlinlik yatırımı var. Bunların arasında Londra’nın en ünlü yerlerinden Shard gökdeleni, Harrods mağazası, Savoy Oteli ve finans sektörünün taşındığı Canary Wharf bölgesinde hisseler bulunuyor. İngiltere’nin sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatının yüzde 90’ını karşılayan Katar, İngiliz ekonomisinin Brexit sürecinde ve sonrasında ekonomik bir düşüşe girme ihtimaline karşı destek vererek önemli rol oynuyor. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/avrupa/201703281027836884-katar-brexit-ingiltere-yatirim/)

Katar’ın Türkiye yatırımı İngiltere’ye yaptığı yatırımlarla karşılaştırıldığında, devede kulak. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, Katar’ın Türkiye’de 2017 ortalarına kadar yaptığı tüm yatırımlar 1,5 milyar dolar dolayında. Katar, kendi ülkesinde 36 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım bulundurmasına karşılık, Katar dışına 53 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımı gerçekleştirmiş. Bu da Türkiye’ye yapılmış yatırımların 53’te 1 olduğunu gösteriyor. Türkiye’ye yapılmış doğrudan yabancı sermaye yatırım stokunun 141 milyar doları bulduğu anımsandığında, Katar’ın yatırımlarının Türkiye toplamındaki payı çok düşük. 25 milyar varillik bir ham petrol rezerv varlığının yanında 25 trilyon metreküplük doğal gaz kaynağı ile dünyanın üçüncü doğal gaz varlığı sahibi Katar, geleceğin dünyasının da gözdeleri arasında. Katar’ın bu iştah kabartan varlığını, potansiyellerini koruması, savunması gibi bir derdi de var elbette. Kendi savunması zayıf olan Katar’a, jandarmalık teklif edenler az değil ve Türkiye burada da öne çıkıyor. (Bkz. http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2017/05/turkey-qatar-how-important-doha-money.html#ixzz4jCr2ZitD )

Kimin yönlendirmesiyle suali sormak lazım! Katar’ın şimşekleri üzerine çekmesinin sebebi ne Müslüman Kardeşleri ne de Hamas’ı desteklemesi? Adı geçen örgütlerle hatta El Kaide ve IŞİDle birinci elden irtibatı olan Suud istihbaratı değil mi? Halen Suriye’de adı geçen örgütlerin uzantıları Suudilerin finansıyla kan dökmüyor mu? Katar’a yönelik ambargo kararının arkasında Katar’ın artan rekabetin etkilerinin üstesinden gelebilmek adına dünyanın en büyük doğalgaz sahasının geliştirilmesi için 12 yıl aradan sonra tekrar karar alması var. Katar artan rekabetin etkilerinin üstesinden gelebilmek adına dünyanın en büyük doğal gaz sahasının geliştirilmesi için kendi kendine uyguladığı yasağı kaldırmaya karar verdi. Katar 2005 yılında, üretimdeki hızlı artışın rezerve olan etkisini incelemesi adına Doha’ya zaman vermek için İran ile paylaştığı Kuzey Sahası’nın geliştirilmesini ertelemişti.

Doha’nın Kuzey Sahası olarak adlandırdığı ve İran’ın Güney Pars dediği geniş doğal gaz sahası Katar’ın toplam üretiminin neredeyse tamamını oluştururken, ihracat gelirinin de yüzde 60’ını oluşturuyor. Katar ve İran’ın dünyanın en büyük doğalgaz sahasını üretime açma kararı, Körfez’deki krizi tetikleyen etkenlerden biri. Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı olan Katar’la yaşanan krizin dünyada LNG piyasalarını sarsması bekleniyor. Mısır ve BAE’nin Katar’dan düzenli olarak aldığı LNG’yi durdurup durmayacağı henüz bilinmiyor. Katar yılda 106 milyar metreküp LNH ihracatı ile bu alanda dünyada ilk sırada yer alıyor. (Bkz. 05/04/2017/ http://enerjienstitusu.com/2017/04/05/katar-dunyanin-en-buyuk-dogal-gaz-sahasini-gelistirme-karari-aldi/ ) Katar’ın ABD’nin etkisi altından çıkmaya başladığı bir süreçte, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası, Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Libya, Maldivler ve Mauritius, Katarla olan ilişkilerini kesti. Bölgedeki en büyük ABD üssüne sahip ülke olan Katar’ın ABD’nin diplomatik çıkarları için ise önemi büyük. 10 bin Amerikan askerinin bulunduğu Katar’daki üs ABD’nin IŞİD’e karşı mücadelesinde büyük önem taşıyor. Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatçısı Katar’ın soyutlanmasının ve neredeyse tüm komşularının sınırlarını kapamasının, bu ülkenin doğalgaz ve petrol ihracatını olumsuz yönde etkilemesi bekleniyor. Diplomatik krizin başladığı sabah saatlerinden bu yana Katar’ın doğalgaz üreticisi Qatargas, dünyanın en büyük LNG ithalatçısı Japon JERA Co’ya doğalgaz ticaretinde “muhtemel bir etkinin” olmayacağını bildirdi. (Bkz. http://www.dw.com/tr/katar-krizinin-perde-arkas%C4%B1/a-39121556 )

Gelelim İslamcı köşe yazarların salya sümük ağıt yaktıkları 2013’te Katar Emiri olan Tamim bin Hamad El Tani’nin cemaziyelevveline. Emirin ailesi Katar’ı 130 yıldır yönetiyor. Ağabeyi Şeyh Jasim, Şeyh Tamim’in lehine haklarından feragat ettikten sonra, 5 Ağustos 2003 tarihinde Katar’ın yeni varisi oldu. Babasının bir televizyon konuşmasında iktidarı teslim etmesinden sonra 25 Haziran 2013’te Katar Emiri oldu. Babası Hamad bin Halife es-Sani’nin istifasının ardından 25 Haziran 2013 tarihinde Katar Emiri oldu. Şeyh Tamim, Şeyh Tamim, İngiltere’de eğitim gördü. Sherborne Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi ve Middlesex Harrow School’a gitti. 1998 yılında Katar Silahlı Kuvvetleri’nde teğmen olarak görevlendirildi. Şeyh Tamim’in babasının eşi Şeyha Moza Sheikha ismiyle tanınıyor.

Türbanı ve kıyafetleri ile Arapların moda ikonlarından sayılıyor. Asıl ismi Moza binti Nasser Al Missned. Yani Nasır Al Missned kızı Moza. Sheikha; Şeyh’in karısı veya ‘dişi şeyh’ manasıda. Şeyha Moza Sheikha. Katar Üniversitesi sosyoloji bölümünden mezun. Şeyha Moza 15 milyar dolarlık bir vakfın başında. 50 milyar dolarlık bir serveti olduğu söylenen Katar şeyhi neredeyse Londra’nın yarısına sahip. Amerikan elçiliğinin binası bile ona ait. Moza, Diğer Arap ülkelerindeki Emir, Kral eşlerinden farklı olarak oldukça aktif bir kadın. 1995’den beri Katar Eğitim, Bilim ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın, 2008’den beri gençlere istihdam yaratmayı amaçlayan Silatech vakfının, Arap Demokrasi Vakfının, Aile Konseyinin başkanı, Eğitim Konseyinin başkan yardımcısı ve UNESCO’nn Temel ve Yüksek Eğitim Özel Elçisi. Dahası El Cezire’nin çocuk kanalının da arkasında ve Forbes Dergisinin dünyanın en kuvvetli 100 kadını listesi içinde 74. sırada yer alıyor. Seyha Moza sosyal projelerde aktif rol aldı. Sonra da yurt dışında boy gösterdi. Giydiği her elbise, ayakkabı ve çantayı ünlü modacılar hazırlıyor. Paris ziyaretinde, Jean Paul Gaultier elbisesi ve Christian Loyboutin ayakkabısı, beline taktığı pırlanta ve incilerle süslenmiş kemeriyle Carla Bruni bile gölgede kaldı. Kadınların çoğunun peçe taktığı Katar’da kadınların eğitimi için kampanya yürütüyor. Şiddete uğrayan kadınlara ilk sığınma evini açtı. Akıcı İngilizce konuşuyor.

Şimdi kalkmışlar bu İngiliz koloni yöneticilerine üzülmemizi veya bu süreçte yanlarında yer almamızı bekliyorlar. Paralarını kim yiyorsa goygoyculuğunu onlar yapsın. Dün belirtmiştim; “Katar’a verilen görevlerden birisi de Türkiye’yi Ortadoğu kaosunun içine çekmek, Türkiye’yi askeri gücünü buldozer gibi kullanarak bölgenin emperyal amaçlar için yeniden dizayn edilmesini sağlamak. Türkiye’nin Suriye politikalarını belirleyen maalesef ‘Stratejik Derinlik’ değil İngiliz beslemesi Katar olmuştur.” Şimdi hesap ödeme zamanı. İngiliz ipiyle kuyuya inenler, İngiliz ipine tutunarak kuyudan çıksın, Türkiye’yi de alet etmesinler!

Ömür Çelikdönmez

Bir Cevap Yazın

*