Geleceğimiz Üzerine

Türkiye’nin baskılandığını görmemek için aptal olmak lazım.

Türkiye’de hür bir basın ağır aksak varolma yolunda bile olmadı. Şimdi , Türkiye’de basın ”baskın basanındır” halini aldı. Devlet’in malına haram demekten üstüne çökmeye giden süreçte herşey mübaha döndü. Hak yolda olanın b.k yola sapmasına sebep nefislerdir.

Yasalar öyle yazılıyor ki , yasayı yazan eller bile o yasalara uyamıyor. Bir daha yazıyorlar. Bir daha yazıyorlar. Allah’ın Kuran’ı , tabii hukukun tesisi ,şeriatın emri noktasından din benim , ilah benime gelindi. Şeriatı dillendiren tek İslamcı kaldı mı?

Türkiye , gerçekten akıl tutulması yaşıyor. Cuma hutbeleri, vaazlar Allah’ın ne emirlerini, ne cezalarını, ne İslam’ın yasaklarını anlatır oldu.1200 İmam Hatip’ten çıkan 100.000 cami imamları, müezzinler Tanrı’nın emrini değil laik devletin dediğini der oldu.

Dünyanın hangi yerinde bir devlet reisinin tüm televizyonları günde 5-10 saat işgal ettiği görülmüş. Bakanların, başbakanlığı yakında bitecek bir adamın sabah akşam göründüğü kaç gelişmiş ülke var ?!.. Ülkede sabah akşam gün aşırı basının ve televizyonların cilaladığı bir hükümet ne zaman oldu bu ülkede?

Türkiye , bir kırılmanın içinde. Özgürlükleri , fikir ve eylem ,hatta teşebbüs hürriyeti bir adamın dudağından çıkacak bir sözle bir anda baskılanacak bir ülke oldu. Hukuka doğrudan müdahele eden bir yürütme , meclisi etkisizleştiren bir iktidar ve bunu açıkça yapan bir dönem ben ömrü hayatımda ilk kez gördüm Türkiye’de.

Türkiye’de adalet , hak ,hukuk ,özgürlük var demek kıçını çıplak denize sokmak isteyenlerce olsada biz güvenli bir ülkenin konuşan , yazan , çizen , müteşebbis ruhu yaşayan insanları olan aydınlanmış vatan deriz. Biz , muhalefeti olmayan , düşünce ile savaşı veremeyen , sözlerinden ve yazdıklarından dolayı hapishaneleri dolu olan bir ülkeye asla özgür demeyiz.

Türkiye’de baş olanların başlarını korumak için polis , güvenlik ve özel kuvvetler ile kendilerini halkın içinden soyutlamalarını , kendi yaşam alanlarını , kendi bedenlerini binlerce beden ile , silah ve savunma güçleriyle korumaya çalışmalarından işlerin pekte yolunda olmadığını anlarız. Dünün hak ve halk adamlarının nasıl bu hale geldiklerini , neden böyle olduklarını çok iyi biliriz. Hakkı batıldan ayırmada aklımız kirada olmadığı gibi elimizde Kuran mizanı var. Dünün Firavunları ,dünün tiranları, karunları, sezarları çocukken masum birer sabi iken nasıl canavarlaştılar çok iyi okuduk. Hepsinin ortak özelliği nefsin arzularına gem vuramamak .

Türkiye , denetlenemeyen ,gem vurulamayan ,kontrol edilemeyen ,hakkı batıldan ayıramayan , hukuk ve nizamı hiçe sayan vicdan kıtlığı yaşayan bir elde kontrolsüz savrulmaya devam ediyor.

Sabahtan akşama kadar konuşan , susup bir an düşünmek ,akıl edip ben ne yapıyorum deme ihtiyacı duymayan ; ülkede iş ,aş derdi , evde ekmeksiz gün geçirenlerin sıkıntısı ile dertlenmeyen; ama hamasette , manipülasyonda, gösteri sanatlarında 40 parende atma yeteneğine sahip bir ekipçe gayya kuyusuna doğru giden bir ülke var.
Toplumda riyakarlığı ,tuzun bile koktuğunu görenler ,yalama olmuş din söylemlerinin yakışmayan ağızlarca ifadesi yüzünden ” kendi söyler talkını , kendi yer salkımı ” deyim yerindeyse İslam adına çıkıpta İslamın yasakladığı her şeyi alenen yapanlar yüzünden insanları, gençleri deizme, dinsizliğe itenlerin cehennemin hangi köşesine itileceği bilinebilir mi ?

Türkiye’de ne ekonomik refah anlamında ,ne dinin sosyal hayatta vicdan ve ahlak bütünleyicisi olması anlamında , ne de irade hürriyeti anlamında yada genel refahı ,kalkınmayı iteleyen bir politik adımlar atılmış değil.Türkiye , son 10 yılda iktidar olmanın olmazsa olmaz olduğu , ruhunu ihtirasların çaldığı bir akıl tutulması yaşıyor.Türkiye , hak ile batılı ayırmada , vicdan ile izan ile yaşamada ” doğru yolun sapık kullarınca” duvara toslamaya ,uçuruma yuvarlanmaya hazır bir otobüs gibi laf söz dinlemez bir şöför ve onun yalakası muavinleri,danışmanlarınca 80 milyon yolcusuyla şarampole yuvarlanmaya doğru gidiyor.

Ne düşünmeye , ne öğrenmeye , ne akıl almaya ,ne dinlemeye , ne araştırma ve gelişme ihtiyacı duymayan böbürlenme ve kibir ehli bir toplum ve onun başındaki ehilsiz takım kendini yenilemeden ve hakka da riayet etmeden velhasıl Allah’ın emri gereğince ne çalışma ,ne üretme ,ne takva ile sade yaşama isteği olmadığı için topyekün mahvolmaya doğru yol almakta.

Ben , bir uyarıcı olmaya çalışıyorum. Felaket tellali değilim.

Türkiye’de olumlu değişimler olsa da genel hava dinden soğuyan ,Türkiye’den soğuyan ve ülkeyi yönetenlerden nefret eden bir yeni nesil var olmaya başladıysa bu benim sebep olduğum bir durum değil.

Düşünüp akıl edin yeter.

Allah ,size yeter…

Emin Orhan

Bir Cevap Yazın

*