Fidel hakkında birkaç şey..

Abdullah Muradoğlu

Abdullah Muradoğlu

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi “Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi” bölümü mezunu. 15 yıldan uzun zamandır basın camiasının içinde yer aldı. 1997 yılından bu yana Yeni Şafak Gazetesi Haber Merkezi’nde özel haberler, dizi yazıları, araştırma yazıları, röportajlar, tarih sayfaları ve köşe yazıları yazdı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2004 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri Röportaj Dalı’nda ödüle layık görüldü. Biyografi alanında dört kitap yayınladı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli görevler üstlendi.

Küba’nın siyasi rehberi “Fidel Castro” 90 yaşında hayatını kaybetti. Castro, Ocak 1959’da Küba’da silahlı mücadeleyle iktidarı ele geçirdiğinde “CIA” kaynakları Castro’yu “Latin Amerika’da diktatörlük karşıtı ve demokratik güçlerin yeni ruhsal lideri” olarak tasvir ettiler. ABD o sıralar “Batista rejimi”nden pek hoşnut olmadığından Castro gözlerine şirin gözüküyordu. Gerçi Castro da o sıralarda komünist bir devrimci olmaktan bir hayli uzaktı.
1959 yılının bahar aylarında Castro ABD’yi ziyaret ettiğinde CIA tarafından desteklenecek bir lider olarak tanımlanıyordu. Castro herkesi şaşırttı ve ilk iş olarak “toprak reformu”nu başlattı. Bu reform Amerikan şirketlerinin Küba’daki çıkarlarına sekte vurduğundan “Castro portresi” hemen değişiverdi. ABD’nin Küba’yla diplomatik ilişkiyi kesmesi ve ardından ekonomik ambargo kararı almasıyla Castro “CIA”in atış alanı içerisine girdi. Bütün bunlar olurken Castro 30’lu yaşların başlarındaydı ve CIA’in hesaplarına göre fazla yaşamayacaktı.

CIA Castro’yu devirmek için Küba’dan kovulan mafya liderleriyle bile iş tuttu. Ancak bu planlar sekteye uğradı. Sekteye uğrayan darbe planlardan biriyse Nisan 1961’deki “Domuzlar Körfezi Çıkarması”ydı. ABD Başkanı Eisenhower tarafından alınan bu kararın uygulamaya sokulması ABD Başkanı Kennedy’ye kısmet oldu. CIA, sürgün Küba’lılardan teşkil edilen tugay adaya çıkmadan evvel Castro’yu bir suikastle ortadan kaldırmayı planlamıştı. CIA, karizmatik liderinden yoksun kalan Küba’nın kolayca düşeceğinden emin görünüyordu. Darbe girişimini organize eden ekiplerse, CIA’in çok gizli şekilde tasarladığı bu suîkast planından haberdar değillerdi. Darbeciler sadece kendilerine düşen rollerden haberdar idiler.

Castro’ya suikast plânı akamete uğradı ama bu arada CIA’in eğittiği darbeciler “Domuzlar Körfezi Çıkarması”nı başlatmışlardı. İlk olarak Küba uçağı görüntüsüne büründürülen CIA uçakları Küba hava üslerine saldırdılar. Konu “Birleşmiş Milletler”e taşınınca Washington çok zor durumda kaldı. Böylece ABD, darbecilere hava desteği sağlamaktan vazgeçti ve “CIA’in Kübalıları” ile “Castro’nun Kübalıları” baş başa kaldılar. Son ana kadar hava desteğine bel bağlayan Kübalı darbecilerden yüzden fazlası öldü, binden fazlası esir düştü. Esirler arasında “CIA ajanları” da vardı ve serbest bırakılmaları uzun yıllar alacaktı. Bize pek de yabancı gelmeyen bu darbe girişimi Küba’nın kaderini derin bir şekilde etkileyecekti.

“Domuzlar Körfezi Çıkarması” Castro’yu Moskova’ya yakınlaştırdı. Böylece küçük Küba adası Sovyetler Birliği’nin ABD’nin burnuna dayadığı namlunun ucu oldu. Namlunun ucu nükleer başlık taşıyan Sovyet füzeleriyle de takviye edildi. Füzeler Washington ve Moskova arasında krize yol açtı. Epeyce gerilimli geçen kriz tatlıya bağlandı. Taraflar Küba’daki Rus füzeleriyle ABD’nin İzmir’deki “Jüpiter füzeleri”nin kaldırılması konuşunda anlaştılar. Bu anlaşma Castro’dan ve Ankara’dan saklandı. Castro, sır gibi saklanan gerçeği öğrendiğinde çok kırıldıysa da Sovyet desteğine ihtiyaç duyduğundan kızgınlığını içine atmak zorunda kaldı.

Ölmeyeni, Allah öldürmüyor, CIA’in yüzlerce suikast girişimini atlatan Fidel Castro 48 yıl Küba’nın başında kaldı. 1990’ların başlarında “Sovyetler Birliği “dağıldı, “Doğu Avrupa” ve “Balkanlar”da komünist rejimler birer birer devrildi ama Castro hep ayakta kaldı. 2007’de koltuğunu kardeşi Raul’a bırakan Fidel, Küba’nın siyasi rehberi olarak yaşamaya devam etti. Konya’nın iki buçuk katı büyüklüğündeki Küba’ysa birçok badireyi atlatarak bugünlere geldi.

 

Abdullah Muradoğlu – Yenisafak

Bir Cevap Yazın

*