“Bu eleştiri değil PKK, FETÖ ve sokak ağzıdır Ahmet Hakan!”

Fırat Kalkanı operasyonu ve Mehmetçiğin El Bab’da kahramanca mücadelesi itibarsızlaştırmak için bugün “Ne işimiz var el Bab’da” başlıklı bir yazı kaleme alan Ahmet Hakan’an Sabah.com.tr yazarı Taha Dağlı’dan sert cevap geldi.

İŞTE SABAH.COM.TR YAZARI TAHA DAĞLI’NIN BUGÜNKÜ YAZISINDAN BAZI BAŞLIKLAR

EL BAB DEMEK FIRAT KALKANI DEMEKTİR AHMET HAKAN!

Hürriyet yazarı köşesinde sormuş, “Ne işimiz var ‘da” diye.

El Bab operasyonu, 24 Ağustos’ta başlayan Fırat Kalkanı Harekatının bir parçasıdır.

Ne işimiz var el Bab’da demek, “Fırat Kalkanı operasyonuna ne gerek var” demekle aynıdır.

KİLİS’E ATILAN FÜZELER NEREDEN GÖNDERİLİYORDU BİLİYOR MUSUN?

Fırat Kalkanından önce sınırdaki topraklarımıza özellikle de Kilis’e yönelik roketlerle terör saldırıları gerçekleştiriliyordu.

Fırtına Obüslerle yapılan müdahalelerin ardından Azez-Cerablus hattının korunması için Fırat Kalkanı operasyonu başlatıldı. Kilis’e yönelik DAEŞ ve PYD tehditleri püskürtüldü.

6 YILLIK SÜREÇTE İLK KEZ GÜVENLİ HALE GELDİ

Harekatın daha ikinci haftası dolmadan Cerablus merkezi ve çevresindeki köylerle kasabalar kurtarıldı. İlk etapta 20 binden fazla Suriyeli mülteci, ‘mülteci’ sıfatlarını Türkiye’de bırakarak, kendi topraklarına, evlerine döndü.

6 yıllık süreçte ilk kez Suriyeliler güvenli bir şekilde ülkelerinde yaşamaya başladı.

GİRMESEYDİ TÜRKİYE DEAŞ’İN HEDEFİ OLMAYA DEVAM EDECEKTİ

Yani Fırat Kalkanı operasyonu yapılmasaydı, El Bab’a da girmeyecektik.

Suriyelileri bırakın bizim kendi halkımız kendi ülkemizde, DAEŞ teröristlerinin roketli saldırılarına hedef olmaya devam edecekti.

DEAŞ VE PKK SINIRIMIZDA AT KOŞTURACAKTI

DAEŞ’le birlikte PKK uzantısı PYD teröristleri Azez-Cerablus’a yani burnumuzun dibine gelecekti.

Bu iki terör örgütü hep aynısını yaptı, biri bir yeri aldı sonra diğerine verdi. Azez de Cerablus da öyle olacaktı.

EL BAB’TAN BİZE NE DEMEK PKK’DAN BİZE NE DEMEKTİR!

Azez-Cerablus’u kurtardıktan sonra harekat bu bölgenin güneyini de kapsıyordu. Yani El Bab ile Münbiç’i.

DAEŞ-PYD toprak takası orada da var çünkü. O nedenle “bize ne El Bab’dan” demek, PKK-PYD’nin Fırat’ın batısına geçmesine de bizim sınırlarımızda daha da fazla yapılanmasına da ses çıkarmamak, destek olmak demektir.

SURİYE’DEKİ BU KATLİAMI TÜRKİYE BAŞLATMADI

Ahmet Hakan yazısında bir soru daha soruyor, “Ne oldu da bizim El Bab’da böyle bir işimiz oldu” diyor.

Burada suçu Türkiye’ye yüklüyor. Suriye’nin bir bataklığa dönüşmesinde Türkiye’nin payının olduğunu bu nedenle de bugün El Bab’a girdiğimizi kast ediyor. İyi de Suriye’de katliam sürecini Türkiye başlatmadı ki.

ESAT İLE DİPLOMASİYİ SÜRDÜRMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞTIK

Aksine 2011 Mart-Ağustos arası Türkiye, Esat yönetimiyle diplomatik ilişkilerine devam edip, reform çağrıları yaptı.

6 ay sonunda Esat katliamlara devam edince, Türkiye net tavrını belirledi, o tavır da mazlumdan yana olmaktı. Türkiye, Şam rejimiyle bağlarını kopartan son ülke oldu.

SURİYE’DE ACI OLMASIN DİYE EN ÇOK BİZ UĞRAŞTIK

Bizden önce Amerika, AB hatta Körfez ülkeleri, hem yaptırımlar koydu hem de büyükelçilerini çekerek, diplomatik kanalları kapattı.

“Esat gidecek” lafını da ilk söyleyen Amerika Başkanı Obama’ydı. Türkiye 2011’den bu yana Suriye’de akan kan dursun diye en çok çaba sarf eden ülke oldu. Evet Amerikalılar da AB ülkeleriyle de Körfez ülkeleriyle de sırf Suriye’de savaş dursun diye görüşmeler yapıldı.

Onlardan hiçbir hayır gelmeyince de Ruslarla, İranlılarla görüşüldü.

TÜRKİYE ADIM ATTIKÇA BİRİLERİ YANGINA BENZİN DÖKTÜ

Hepsinde de amaç Suriye’de savaş dursun, bizim ülkemize de daha fazla zarar getirmesindi. Ama Türkiye adım attıkça birileri de yangına benzin döktü.

Anlaşıldı ki Suriye savaşı, alt yapısının farklı güçler tarafından oluşturulduğu bir savaştı.

Esat ya da Suriye halkına sadece ortadaki kıvılcıma ateş olmak kalmıştı.

BİR KÖŞE YAZARI SOKAK AĞZI İLE MEHMETÇİĞİ ELEŞTİREMEZ!

Suriye’de her büyük gücün farklı bir ajandası var. Bunlar sonradan gelişen olaylara göre alınmış kararlar değil belli ki planlar baştan yapılmıştı. O nedenle Türkiye’yi Suriye’yi bu hale getirmekle suçlamak, hele ki bu yargının içerisine “ne işimiz var El Bab’da” sorusunu katmak sokak ağzıyla yapılan yüzeysel bir yorumdur.

Eğer basit bir yorumdan ibaret değilse terör örgütlerine yönelik operasyonlara yapılmış ağır bir eleştiridir ki bunu aylardır PKK’lılar da söylüyor onlara hamilik eden AB ülkeleri de.

Kaynak: Sabah.com.tr

neden mi önemli?

  • Giriş Tarihi: 24.12.2016 17:04 Güncelleme Tarihi: 24.12.2016 17:09

El Bab neden mi önemli?

ve ÖSO, DEAŞ’ın sınırına dönmesini engellemek için Bab’ı almaya kararlı. Peki Bab neden bu kadar önemli…

‘nin terör örgütü DEAŞ ve PYD/PKK’yı sınırından uzak tutup “terör devletçikleri”ne engel olabilmesi ve sığınmacıları güvenle yeniden yerleştirmesi, sınıra 30 kilometredeki Bab’ı kurtarmasını gerektiriyor.

Halep’in kuzeydoğusundaki Bab ilçesi, Türkiye sınırına 30 kilometre mesafede bulunuyor.

30 kilometrekarelik alan üzerine kurulu ilçede, iç savaştan önceki son nüfus sayımına göre 64 bin kişi yaşıyordu.

Çoğunlukla Sünni Arapların ikamet ettiği Bab, ülkenin en önemli ticaret merkezlerindendi. Refah seviyesi yüksek ilçe, çevre yerleşimlerden gelen tüccarların büyük pazarlar kurduğu bir bölge olarak biliiniyordu.

DEAŞ kontrolündeki Bab’ın savaş dönemindeki asıl önemi ise yol güzergahları üzerindeki konumu.

Ülkenin kuzeyindeki Bab ilçesi, Akdeniz kıyısında Beşşar Esed rejiminin kalesi Lazkiye’den başlayıp, Halep-Rakka-Haseke’ye ve oradan Irak’ın Musul kentine uzanan M4 otoyolunun üzerine bulunuyor.

Suriye’nin batısıyla doğusunu birbirine bağlayan ilçenin adı “kapı” anlamına geliyor.

SINIR VE YERLEŞİMCİ GÜVENLİĞİ İÇİN BAB’IN ALINMASI ŞART

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğiyle 24 Ağustos’ta başlayan Fırat Kalkanı Harekatı’nda Özgür Suriye Ordusu güçleri, Halep’in kuzeyinde Türkiye sınırındaki Azez-Cerablus ilçeleri arasında bin 840 kilometrekareyi DEAŞ’tan arındırmıştı.

Ancak DEAŞ, kaybettiği topraklara dönebilmek için zaman zaman Bab’dan sevk ettiği gruplarla saldırıyor.

DEAŞ’ın Türkiye sınırından 27,5 kilometre uzaklaştırılmasıyla sınırdan sızmalara karşı da önemli bir avantaj sağlanmıştı.

Türkiye, örgütü olabildiğince geriletip sınır topraklarını DEAŞ’ın füze menzilinin dışına çıkarmayı amaçlıyor.

Sınırın ve arındırılan bölgenin korunabilmesi halinde, güvenli alana Suriyeli sığınmacıların yerleştirilmesi ve yaşam alanları inşa edilmesi mümkün olacak.

Bab’ın alınması halinde DEAŞ sınırdan yaklaşık 30-35 kilometre uzaklaştırılmış olacak.

Bu nedenlerle DEAŞ’ın yuvalandığı Bab’dan çıkartılması gerekiyor.

ESED’İN BAB’I ALMASI GÜVENLİ BÖLGEYE TEHDİT

Bab ilçesinin Fırat Kalkanı’yla ele geçirilmemesi halinde burayı ABD destekli PYD/PKK’nın ya da Beşşar Esed rejiminin girmesi bekleniyor.

Halihazırda Esed ordusu ve rejim yanlısı yabancı terör gruplarından Hizbullah, Bab’a 10 kilometre mesafede.

Rejimin Bab’ı alması durumunda, buranın kuzeyinde öngörülen güvenli bölge tehdit altına girecek.

DEVLETLEŞECEK PKK TEHDİDİNE KARŞI TEDBİR

PKK/PYD Bab’a hakim olursa, yüzlerce kilometreye yayılmış ama iki parça olan hakimiyet kuşağını birleştirecek.

Terör örgütünün Fırat Nehri’nin batısındaki parça ile doğusundaki parçayı birleştirebilmesi, Bab’ı almasına bağlı.

PKK, Suriye’deki “devlet inşası”nı, Türkiye-Suriye sınırının kuzeydoğusundan Hatay’ın karşısındaki Afrin ilçesine uzanan hatta gerçekleştirmeye çalışıyor.

Türkiye, PKK’nın çok daha büyük bir tehdide dönüşmesine set çekebilmek için örgütü Bab’dan uzak tutmak zorunda.

BOMBA YÜKLÜ ARAÇLARIN ETKİSİ

destekli ÖSO, 13 Kasım’da Bab’ın 2 kilometre yakınına ulaşmış, 9 Aralık’ta kuzeybatı yönünden ilerleyerek ilçe merkezine girmek için hazırlıklara başlamıştı.

Önceki gün de ilçe merkezinin girişindeki bazı noktaları çok şiddetli çatışmaların ardından ele geçirmişti.

DEAŞ, Fırat Kalkanı Harekatı boyunca en ciddi direnişini Bab’ta gösteriyor.

Harekata karşı savunma hattını Bab’da kuran örgüt, sık sık bomba yüklü araçlarla saldırıyor.

Araçlara yüklenen bomba miktarı, çoğu zaman uçakların attığı bombanın eşdeğer düzeyinde olabiliyor.

Kimi zaman sivil araç gibi sokulan patlayıcı yüklü kamyonetler, yüksek süratle hedefe yol alıyor. Bu nedenle vurularak durdurulmaları oldukça zorlaşıyor.

Güdümlü füze ya da tankların isabet yüzdeleri, hedefin hızlı hareket etmesinden ötürü azalıyor. Bomba yüklü araçlar, her an tüm yönlerden hatta cephe hattının arkasından gelebiliyor.

Bu tür mobil saldırı araçları en iyi, 24 saat devrede olan insansız hava araçlarının nokta atışlarıyla durdurulabiliyor.

SİVİLLERİN İÇİNDEN TERÖR SALDIRISI

Bab ilçe merkezinde meskun mahal savaşı başlarken, yaklaşık 2,5 yıldır ilçede yerleşik olan teröristler, “sivilleşme” avantajını kullanıyor.

Sivil yaşama kamufle olmuş teröristler kendilerini gözden kaybettirebiliyor. Küçük gruplar halinde sık sık hızla mobilize oluyorlar.

Bu nedenle sayılarını, hangi noktalardan saldıracaklarını, nerede yığınak yaptıklarını, cephane sakladıklarını ve tuzak kurduklarını tespit etmek kolay değil.

Teröristler, Harekat unsurlarının geçecekleri yerlere çok sayıda el yapımı patlayıcı ve bubi tuzakları kurmuş durumda.

Harekat ilçe merkezinde ilerlediği esnada, sivillere ait evlerdeki terör hücreleri arkadan ansızın saldırabiliyor.

Fırat Kalkanı Harekatı’nda ele geçirilen diğer bölgelerin aksine, Bab’da halen onbinlerce sivil bulunuyor.

Öte yandan terör örgütü, hava taarruzları, top ve havan saldırılarına karşı sivilleri kalkan olarak kullanıyor.

DEAŞ teröristleri ilçedeki karargah, komuta, toplanma merkezi gibi unsurlarını sivillerin kalabalık olduğu yerlerin içine taşıdı.

Fırat Kalkanı Harekatı’ndaki üst düzey bir karar alıcı, DEAŞ karşısında kayıpları en az tutacak ama kararlı bir şekilde ilerlemeyi amaçladıklarını, bunun aceleye getirilmesinin doğru olmadığını bildirdi.

Yetkili, stratejik aklın, “gerektiği kadar bekleme” ve “saldırı için en uygun anları yakalama”yı mecbur kıldığını belirterek, “Hareket tarzımız yavaş yavaş çabuk çabuk ilerlemek. Bab’ı da böyle alacağız” dedi.

Bu eleştiri değil PKK, FETÖ ve sokak ağzıdır Ahmet Hakan!

Bir cevap yazın

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.