Alman Gizli Servisi BND Cermen İslam’ını piyasaya sürdü!

Alman istihbaratını küçümsememek gerekir. Ne de olsa CIA’nın temellerinde Reinhard Gehlen’in alınteri var. Gehlen Nazi Almanyası’nda espiyonaj faaliyetlerini başlatan kişi olarak tanındı, Türk gizli servisinden bazı yöneticilerinin eğitimini üstlenmişti. 1942 yılında Dış Doğu Orduları Komutanlığı’na atandığında Sovyet savaş suçlularına ve sivillere karşı acımasız bir tutum sergiledi. 17 Temmuz 1944’te Gehlen Stauffenberg’in Adolf Hitler’e suikast hazırlığını deşifre etti. Hitler onu 1944 Aralık’ta tümgeneralliğe terfiyle ödüllendirdi. Nisan 1945’te Hitler intihar edince Gehlen de ordu komutanlığından ayrıldı. Mart ayında Gehlen ve casusları pek çok gizli SSCB belgesinin mikrofilmini çekti ve bunları Avusturya Alpleri’nde çelik davulların içine gizledi. Bu belgeler onun hayatta kalmak için pazarlık şansıydı. Nitekim öyle de oldu. En büyük başarısı o yıllarda oldukça içine kapalı bir yapıya sahip olan SSCB ile ilgili gizli bilgiler toplaması ve bu bilgileri ABD’ye iletmesiydi. Gehlen, Mayıs ayında bu bilgileri Amerikan ordusundaki meslektaşlarına teslim ettiğinde şartı kendisine ve ekibine dokunulmamasıydı. O dönem Sovyetler’le ilgili fazla bilgiye sahip olmayan Amerikalılar bu bilgilerden ötürü Gehlen’i el üstünde tuttu. Reinhard Gehlen, 1955-1968 arası Batı Almanya’nın gizli servisinin yöneticiliği görevini üstlenene kadar ABD’ye de çalıştı. Amerikan Stratejik Hizmetler Bürosu (İngilizce: Office of Strategic Services, OSS) ve CIA bünyesine faaliyet gösterecek olan Gehlen istihbarat örgütü kuruldu. 350 eski Alman ordu istihbarat elemanı bu örgütün ilk kadrosunda yer alıyordu. Gehlen örgütü, CIA adına Doğu Avrupa ile Sovyetler Birliği’ndeki istihbarat çalışmalarını sürdürdü. Örgüt, 1956’da şimdiki yapısını aldı. Bu, aynı zamanda Federal Almanya Gizli Servisi’nin de (Bundesnachrichtendienst, BND) kuruluşudur.

Bundesnachrichtendienst, BND Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’da çok güçlü ve zaman zaman Türk istihbaratı ile karşı karşıya geliyor. Sadece sınırlarımızın dışında değil ülkemizde de operasyon düzenliyorlar. Radikal İslamcı hareketlerden tutun Alevi örgütlerine kadar hatta yasadışı sol fraksiyonların mutlaka Bundesnachrichtendienst, BND bağlantısından söz edilebilir. Örneğin tahta kılıçlarla Türkiye Cumhuriyetini yıkma provası yapan Kaplancıları bunlar besledi. El Kaide’den DAEŞ’e birçok terör örgütüne Alman vatandaşı Türkleri (örneğin Murat Kurnaz) bunlar gönderdi. PKK ve benzeri Kürt ayrılıkçılara her türlü siyasi ve lojistik destekte bulundular. Hatta Alisiz Alevilik projesi Maden İn Germany damgası taşıyordu. BND şimdi Seküler ve Protestan etkili bir İslam anlayışını dizayn ediyor. Bu projenin uygulayıcısı irapta mahalli olmayan İslâm’a ve Müslümanlara karşı görüşleriyle tanınan feminist avukat, 20 Nisan 1963, İstanbul, Türkiye doğumlu Seyran Ateş. Seyran Ateş Türk-Kürt kökenli Alman yazar; ayrıca kadın hakları eylemcisi. Berlin’de avukat olarak çoğunlukla aile hukuku ve ceza hukuku dallarında uzman ve bunun dışında Alman dış politikasına katkılar sunuyor. Alman İslam Konferansı (Deutsche Islamkonferenz) üyesi ve Alman Entegrasyon Zirvesi (Deutscher Integrationsgipfel)’ katılımcısı. Girdiği davalardaki karşı taraftın şiddetli saldırıları ve tehditleri nedeniyle Ağustos 2006’da avukatlığı geçici olarak bıraktı.

Ekim 2009’da Ullstein Verlag’ın paylaştığı habere göre hem kendisi hem de ailesine yönelik yeni ölüm tehditlerinin artmasıyla Seyran Ateş’in sosyal aktivitelerden çekileceği açıklandı. 2011 yazından itibaren yine kamuoyu önüne çıktı, 2012 yazında avukatlığa tekrar başladı. Eylül 2012’de Die Zeit gazetesinde Innocence of Muslims isimli İslam karşıtı film ile ilgili Ateş, hem Müslüman bir kadın hem de hukukçu olarak devletin İslamcı köktenciler tarafından desteklenen protesto eylemlerine izin vermeye zorunda olmadığını söyledi ve “Din ancak sadece ayrılıkçılık sağlayınca bu kendini demokrasiye karşı tutar. Ve din ceza için çağrı yapınca aydınlanmaya ve ülkemizdeki bütün kiliseler ve inanç topluluklarının çıkarı olduğu çeşitli özgürlüklere karşı savaş başlatılır. Bunun gerçekliği bile eleştiriye açık kalmalıdır” fikrini savundu. Mart 2012’de hukuk dergisi Legal Tribune Online ile yaptığı söyleşide o ana kadar çift vatandaşlığa gösterdiği savunmayı geri çekti. Alman federal yasal sistem tarafından gençlere uygulanan vatandaşlık seçme gerekliliğini pozitif bir meydan okuma fırsatı olarak savundu. Bunu, kendilerini söz konusu ülkelerin anayasaları ve siyasi durumları ve bu ülkelerde korunan insan hakları, demokrasi seviyesi, çoğulculuk ve sivil toplum hakkında bilgilendirme fırsatı olarak sundu. Bir toplum, toplumu reddedip ve sırf vatandaşlığın ayrıcalıkları için ilgi gösteren fakat dili ya da kültürü gibi bütün diğer şeylere ilgi göstermeyen vatandaşlar oluşturunca bunu endişe verici bulduğunu belirtti. Özellikle ‘anayasal vatanseverliğin’ (Verfassungspatriotismus), entegrasyon tartışmasının merkezine alınmasını kaydetti. (1)

Bundesnachrichtendienst BND, uzun yıllar üzerinde çalıştığı ve Alman oryantalistlerin çalışmalarından yararlandığı Seküler ve Protestan etkili bir İslam anlayışını piyasaya sürüyor. Bu yeni dinin kadın papazı Seyran Ateş; Berlin’de bir Protestan kilisesi bünyesinde ‘’liberal’’ bir mescit açacağını bildirdiğinde İslami çevrelerin verdiği tepki süreci hızlandırmaktan başka bir işe yaramadı ve bu yeni yapay dinin propagandasına yaradı. Almanya’nın başkenti Berlin’de 16 Haziran’da kapılarını “laik, aydın, ilerici ve çağdaş insanlara” açan mescidin adı “İbn Rushd-Goethe”. Mescidin konumu ile kadın-erkek yan yana saf tutmasının İslami hükümlerde yeri olmadığı halde, mescit kilisenin içerisinde açıldığı için kadın-erkek serbestçe yan yana saf tutabiliyor. Ayrıca Ateş’in imamlık eğitimine başladığı ve mescitte vaazı bizzat kendisinin vereceği belirtiliyor. Seyran Ateş tarafından kurulan liberal mescitte kadınlar ve erkekler aynı mekânda dualarını ediyor. Moabit semtindeki bir Lutheran Johannis kilisesinin üçüncü katında erkeklerin ve bayanların bir arada cemaat olduğu, bayanların imamlık yaptığı, her kesimden, hatta eşcinsellerin dâhi kabul olunduğu bir mescit burası. Bu uygulama özellikle Batıda, “modern, liberal veya ılımlı İslâm” safsatası ile İslâm’a karşı siyasî ve kurumsal saldırı formatında. Bu tür devlet destekli saldırılar doğrudan İslam’a, dini ve milli kimlik ile İslam kültürünü hedef alıyor. ‘İslam kritikçisi’ olarak Almanya’nın düzenlediği İslam Konferansı’na katılan Seyran Ateş, İslâm’a ve Müslümanlara karşı saldırgan tutumu ve tezleri nedeniyle İslami teşkilatların tepkisini toplamıştı. 2014 yılında Gülen Cemaati tarafından düzenlenen Almanya’daki Türkçe Olimpiyatları’na katılarak özel ödül alması da Türk hükümet çevrelerince eleştirilmişti.(2)

Burka ve peçe takanlar dışında herkesin girebildiği camide ilk cuma namazı kılındı. Berlin’de İslam alimi İbn Rüşd ve ünlü alman şair Johann Wofgang von Goethe’nin isimlerinin birleşiminden oluşan, ülkenin ilk liberal camisi İbn Rüşd-Goethe Camiine; Sunni, Şii, Alevi, ateist, LGBT, kadın-erkek herkesin girebiliyor. Kadınların başörtüsü takma zorunluluğun olmadığı caminin pastörü Seyran Ateş’in ​kadın ve erkek eşitliğini savunan, ‘Çok kültürlü Yanlış’, ‘İslam’ın Cinsel Devrime İhtiyacı Var’ gibi kitapları mevcut. Seyran Ateş’in İslam’ın daha açık ve toleranslı bir şekilde uygulanması yönündeki çabaları birçok kişi tarafından desteklense de bazı imamların düşmanca tepkilerine de yol açtı. Ateş’in aldığı ölüm tehditleri nedeniyle, polis cuma namazı sırasında caminin etrafında güvenlik önlemleri aldı. Caminin kurucuları arasındaki İslam bilimci Dr. Abdelhakim Urgi de caminin sessiz kalan Müslüman çoğunluğa hitap ettiğini söyledi. İslam’ın günümüzde kimlik sorunu yaşadığını ve reforma ihtiyacı olduğunu belirten Urgi, caminin siyasetin dinin üzerindeki etkisinden kurtulmasına yarayacağını söyledi. Öte yandan caminin açılışına kentteki Yahudi, Hristiyan, eşcinsel grupların temsilcileri de katılmıştı.(3)

Almanya’daki cami dernekleri bugüne kadar muhafazakâr göçmenlerin organize olduğu kurumlardı. Berlinli kadın hakları savunucusu Seyran Ateş bunu değiştirmeyi amaçlıyor. Böylelikle göçmenler özellikle Türklerin çözülmesi ve Alman toplumuna entegrasyonunun hızlanması düşünülüyor. İbn-i Rüşd-Goethe Camii’nde kadınlar ve erkekler birlikte ibadet edip vaaz veriyor. Caminin kapıları Sünnilere, Şiilere ve diğer Müslüman mezheplere açık. Kadınların namaz kılarken başını örtme zorunluluğu yok. Projeyi kamuoyuna tanıtan Ateş, Almanya’daki cami cemaatlerinde kadın olarak ayrımcılığa uğradığını hissettiğini ve bu nedenle böyle bir cami açma yolunu seçtiğini belirtti ve “Biz liberaller daha görünür olmak zorundayız” şeklinde konuştu. Projenin ortaklarından Freiburglu oryantalist Abdel-Hakim Ourghi de, bu camiinin “Müslümanların kendilerini yeniden tanımlamaları için bir imkan” yarattığı görüşünde. Seyran Ateş’in proje için Berlin’in Moabit semtindeki bir Protestan kilisesinden kiraladığı mekân, geçici bir süre için kullanılıyor. Köln kentinde de 2012 yılında kurulan Ren Bölgesi Müslüman Cemaati de, bir Protestan kilisesinin çatısı altında ibadet ediyor. 1970’li yılların sonunda Hristiyanlıktan Müslümanlığa geçen İslam bilimci Rabeya Müller de, bu cemaatin kadın imamı. Seyran Ateş, caminin açılışına paralel olarak “Selam, Frau Imamin” (“Selam, İmam Hanım”) adlı bir de kitap yayınladı. Ateş kitabında, Alman İslam Konferansı’nın, “İslam’ı yorumlama konusunda önceliği” Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) gibi İslami kuruluşlara vermesini eleştiriyor.(4)

Diyanet İşleri Başkanlığı Berlin’de açılan ve kadın ile erkeklerin birlikte ibadet edeceği liberal cami ile ilgili yaptığı açıklamada, “İbn-i Rüşd-Goethe Camii’nin Fethullah Gülen hareketiyle bağlantılı olduğunu öne sürdü, bir din mühendisliği projesi olduğunu vurguladı. “İslam’ın on dört asırlık değişmez sabiteleri olarak devam edegelen bir ibadetini laubalice değiştirmeye kalkışmak asla bir fikir ve düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemez” denildi. Gülen yapılanmasına yakınlığıyla bilinen Diyalog ve Eğitim Vakfı’nın başkanı Ercan Karakoyun, Berlinli kadın hakları savunucusu Seyran Ateş’in girişimine ortak olmadıklarını söyledi. Karakoyun, “doğru olmadığı halde, bir Türk televizyonunun Ateş’in projesiyle bağlantılı olduklarını duyurmasından sonra ölümle tehdit edildiğini” belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı bu organizasyonun İslam dininin kurallarını çiğnediğine ve İslam’ı yıkmayı amaçladığına dikkat çekti. Mısır Yüksek Fetva Kurulu Darul İfta da Berlin’deki girişimi eleştirdi ve “kadınların erkeklerle birlikte namaz kılamayacaklarını, kadının başını bağlamadan dua edemeyeceğini ve erkeklerin namaz kıldığı yerde kadının imamlık yapamayacağını” belirtti.(5) Alman Sosyal Demokrat Parti SPD’nin başbakan adayı Martin Schulz Berlin’de açılan ve kadın ile erkeklerin birlikte ibadet ettiği liberal camiye yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı‘ndan gelen eleştirileri sert bir dille geri çevirdi. Schulz Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada İbn-i Rüşd-Goethe Camii’ne yönelik “eleştirilerin tahammül edilemez olduğunu” ve “Hıristiyanlıkta ve İbranilikte olduğu gibi İslam’da da çeşitli akımların bulunduğunu” söyledi. Sosyal Demokrat politikacı “Almanya’da elbette din özgürlüğü olduğunu ve bunun bütün ülkelerde böyle olması gerektiğini” ifade etti.(6) Benim korkum ne biliyor musunuz? Şimdi bu BND kalkar yine kendi beslediği radikal İslamcı bir meczuba Seyran Ateş’i öldürtür, ondan sonra da suçu Türkiye’ye, Diyanet İşleri Başkanlığına yıkar. Ayıkla pirincin taşını! Bence Türkiye Seyran Ateş ve avenesinin başına gelebilecek her türlü olaydan Alman hükümetini sorumlu tuttuğunu kamuoyuna tez elden açıklamalı.

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/Seyran_Ate%C5%9F
2- 06-17-2017/ https://www.kokludegisim.net/haberler/sozde-islam-uzmani-seyran-ates-berlin-de-kilise-icinde-mescit-aciyor.html
3- 21.06.2017/ https://tr.sputniknews.com/avrupa/201706211028974246-almanya-liberal-cami-cuma-namazi/
4- 16.06.2017 / http://www.dw.com/tr/kad%C4%B1n-imaml%C4%B1-liberal-cami-berlinde-a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1/a-39282902
5- 21.06.2017/ http://www.dw.com/tr/berlindeki-yeni-camiye-diyanetten-tepki/a-39346783
6- 22.06.2017/ http://www.dw.com/tr/martin-schulz-diyanetin-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1n%C4%B1-ele%C5%9Ftirdi/a-39358787

Ömür Çelikdönmez

Bir Cevap Yazın

*